BAYBURT, BAYBURT OLALI!
Her Bayburt ziyaretimde nedense hep aklıma takılır. Bir şehrin kendinden esirgediği gelecek ve Baksı Müzesi gerçeğini hatırlayıp her daim üzülürüm. Bu hafta sonu yolumuz yine Bayburt’a düştü.
Anlatılagelen o meşhur rivayette, şehre gelen bir senfoni orkestrasının ardından söylenmişti bu söz: ‘Bayburt, Bayburt olalı böyle zulüm görmedi.”
Fıkra tadında bir nükte gibi dilden dile dolanan bu sembolik cümle, aslında bir kentin kendi talihine, modern dünyaya ve kaçırdığı fırsatlara dair en çarpıcı trajedilerinden birinin özeti haline geldi. Ancak asıl zulüm, kulaklara yabancı gelen bir seste değil; şehrin bağrına düşen dünya çapında bir cevheri, dar bir ufkun ve temelsiz bir ahlak kaygısının gölgesinde şehrin 50 kilometre uzağına sürgün etmekte saklıydı.
Prof. Dr. Hüsamettin Koçan’ın bir ömrün birikimiyle, doğduğu topraklara bir borç ve gelecek iddiası olarak inşa ettiği Baksı Müzesi, yalnızca bir sanat mekanı değil; geçmişi, bugünü ve geleceği aynı potada eriten küresel bir vizyon projesidir. Koçan’ın veciz ifadesiyle; “Tekrar eden toplumların ne geleneği kalır ne de geleceği.” Baksı, bu kısırdöngüyü kırmak için yola çıktı. Ehramdan kilime, topraktan, çağdaş üç boyutlu yerleştirmelere uzanan bu serüven; “Avrupa Konseyi Müze Ödülü” başta olmak üzere uluslararası alanda defalarca taçlandırıldı. Dahası, açılan atölyelerle........
