SUÇLU AYAĞA KALK!
Ortalık toz duman. Kimse aynaya bakmadan, ağız dolusu küfür ve hakaretle birbirine saldırıyor. Üstelik bunu “yoldaşım” dedikleri insanlara yapıyorlar. Öyle bir kavga ki, düşman başına...
“Suçlu ayağa kalk!” desem, oturan çok az kişi kalır.
Bugün böylesine olumsuz bir tabloyla karşı karşıyaysak, demek ki çoğumuz görevimizi gerektiği gibi yapmamışız.
Bu yazdıklarım birçok kişinin hoşuna gitmeyecektir. Yine de yazacağım. Belki tarihe bir not düşmüş olurum.
Değerlendirmelerimizi çoğu zaman geçmişi yok sayarak, yalnızca son yaşanan olaylara bakarak yapıyoruz. Algılarla hareket ediyor, adeta sürü psikolojisine teslim oluyoruz. Oysa bir yapbozun tamamlanabilmesi için bütün parçaların bir araya gelmesi gerekir. Ortaya çıkan tabloyu doğru değerlendirebilmek için sürecin tamamına bakmak zorundayız.
Her emek sürecinde çalışma, düzenleme, sorun çözme ve mücadele vardır. Bunları değerlendirirken taraftar zihniyetinden ve rövanşist duygulardan uzak durulmalı; yazılı kurallar istisnasız ve disiplinli bir şekilde uygulanmalıdır.
Sıkça duyduğumuz bir savunma vardır: “Onlar da bize aynısını yaptı.”
Peki, onlar sana yaptığında kızmadın mı? Öyleyse neden aynısını yapıyorsun? Kazanmanın şartı bu mudur?
Aktif siyaset yapanlar ne demek istediğimi daha iyi anlayacaktır. İçselleştirip öz eleştiri yaparlar mı, bilemem.
1950’lerden bu yana delege ağalığı sistemine çözüm üretilememiştir. Çünkü birçok kişi bu sistemden beslenmiş, gerçek çözümler yerine göstermelik düzenlemelerle yetinmiştir. Parti içi demokrasinin kurulamamasında, bugüne kadar görev........
