menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

KİNDAR NESİL

9 0
30.07.2026

Necip Fazıl Kısakürek'in Gençliğe Hitabe şiirinde şu sözler yer alır:

“Dininin, dilinin, beyninin, ilminin, ırzının, evinin, kininin, kalbinin davacısı.”

Bu ifade, bazı siyasetçiler tarafından kendi nesil projelerini anlatmak için kullanıldı.

Dindar ve kindar nesil olarak yorumlanan bu projenin, dindar gençlik yetiştirmede pek başarılı olduğu söylenemese de kindar bir toplum oluşmasına katkı sunduğu, toplumun hemen her kesiminden örneklerle görülmektedir.

Dindar nesil hedefinin gerçekleşmediği, toplumda artan deist ve ateist eğilimlerden anlaşılabilmektedir. Üstelik bu yönelim yalnızca gençlerle sınırlı kalmamış, orta yaşlı kesimleri de etkileyerek dine olan teveccühte belirgin bir azalmaya yol açmıştır.

Kendi burjuvazisini yaratan dindar veya dinci kesimin, dini kurallarla bağdaşmayan aşırı lüks yaşam tarzı da bu eğilimi güçlendirmiş, inanç konusunda olumsuz bir etki yaratmıştır.

Kindarlık konusunda ise başarının yalnızca gençlerde değil, toplumun her kesiminde hissedildiği görülmektedir. Öfkeli toplumun kindarlığı; kadına, çocuğa, hayvana, kısacası doğaya yönelik şiddetin artışında da kendini göstermektedir.

Kin, nefret veya şiddet eylemlerini tek başına siyasi görüşle açıklamanın isabetli olmadığına, son dönem siyasi gelişmeler adeta ayna tutmuştur.

Yakın siyasi görüşe ve ideolojiye sahip kişilerin, her ne olursa olsun farklı iddialarla birbirini yok etmeye yönelmesi; kin, nefret ve hatta imha duygusuyla hareket etmesi, izah edilmesi güç bir toplumsal kırılmadır.

“Dediğim dedik, çaldığım düdük” anlayışı; yani “Benim dediğim doğrudur, diğeri tamamen yanlıştır” düşüncesi, kol kola yürüyen yol arkadaşlarını derinden yaralamış, onları yan yana gelemez hale getirmiştir.

Uzun yıllar süren kaybetmenin biriktirdiği öfke, mahalle baskısıyla birleşince nefrete........

© Karadeniz'de sonnokta