KÖPRÜLER VE OTOYOLLAR SATILIRSA!
Bir ülkenin hafızası sadece arşivlerinde değil; yollarında, köprülerinde, barajlarında yaşar. İstanbul’un iki yakasını birbirine bağlayan Boğaz köprüleri de yalnızca beton ve çelikten ibaret değildir. Onlar, Cumhuriyet’in “yapabiliriz” iddiasının sembolleridir. Şimdi ise bu sembollerin ve yedi otoyolun satışa hazırlanması, ekonomik bir tasarruf mu yoksa kamusal bir tasfiye mi sorusunu beraberinde getiriyor.
Resmî söylem basit: Kaynak ihtiyacı var. Bütçe açığı var. Kamu varlıkları değerlendirilecek. Fakat asıl soru şu: Değerlendirmek ile elden çıkarmak arasındaki çizgi nerede başlıyor?
Bir devlet, gelir üreten stratejik varlıklarını satmaya başladığında aslında gelecekteki düzenli nakit akışını bugünün acil ihtiyacına feda etmiş olur. Köprü ve otoyollar, döviz bazlı geçiş garantileriyle yıllardır tartışma konusu olmuşken, şimdi doğrudan mülkiyetin devri gündemde. Bu, kısa vadeli rahatlama uğruna uzun........
