Perde acıya mı açılır naza mı?
Tiyatronun iki ayrı ucu olduğunu gördük. Birincisi: “Babam öldü. Gözyaşımı sildim, perde açıldı.” İkincisi: “Sevgilimden ayrıldım bu akşam oynamıyorum.”
İkincinin kahramanları arasında adı geçen Evrim Alasya ile ayrılığı konuşulan Kerem Alışık var. Alasya’nın, beraber oynadıkları oyuna çıkmama kararı… Şimdi ben diyorum ki; ikisi de fazla. Babası ölmüş bir oyuncunun sahneye çıkmasını niye otomatik olarak alkışlıyoruz? Bu bir meslek etiği midir yoksa acıya dayanıklılık olimpiyatı mı? Yas dediğin şey prova saatine göre ayarlanmaz. “Baba seni çok seviyorum ama ikinci perde başlıyor” diye bir duygu disiplini olabilir mi? Bence burada romantize edilmiş........
