Alıştırılmanın ataleti…
Toplumsal yapıda anayasa ve yasalar etkindir.
Gelenekler, görenekler, adetler toplum düzenini renklendirir, zenginleştirir. Anadolu’nun binlerce yıllık medeniyetler tarihi Sümerlerden Büyük İskender’e kadar kültür alışverişini yansıtır. Osmanlı İmparatorluğu döneminde Tunus’tan Sudan’a, Macaristan’dan Yemen’e dek tüm kültürleri birbiri ile etkileşime sokması devlet düzeninde uyum sağladı. Ayrıca Osmanlı askerlerinin gittiği yerlerde aile kurup orada kalması, bir kısmının dönerken oradan eş getirmesi Anadolu’nun insancıl bakış açısını pekiştirdi. 1921, 1924, 1861 1982 Anayasaları ile ekonomik ve toplumsal değişikliklere uyum sağlandı. Anaya değişiklik gereksinmesi sürüyor. Bir kısmı toplumsal ihtiyaca cevap vermek için, bir kısmı da “Amerikan’ın önerdiği düzene altyapı hazırlamak için . Bu konu önemli.
Atatürk “özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir” diyen Türkiye Cumhuriyeti devletini kurdu. Dış etkenlerle “keşke Yunan kazansaydı” diyenler, Lozan’ı reddedenler, Trakya’da, Güney Doğu ve Doğu Anadolu’da devletler oluşturarak yabancıların egemenliğine bağlanmak isteyenler Anadolu halkının özgün yapısını bozamadı, çabaları sonuçsuz kaldı. Yine de uğraşılarını sürdürüyorlar.
Önceleri siyasal partileri bölerek parti yelpazesini çeşitlendirdiler. Kurtuluş savaşındaki farklı “iç savaş” çıkartan illeri birbirleri ile futbol ve benzeri olaylarla düşmen kılmaya, bunu pekiştirmeye........
