Bu çocuklar İHA, SİHA mı kemirsin?
Geleceği haberi ile, gelme hazırlığı ile, geldiği ile ve gittiği ile uzunca bir süre ülke gündemini çokça meşgul eden NATO Zirvesi sona erdi. Tüm dünyaya gösterdik nasıl bir güç olduğumuzu.
Sadece gücümüzü görmediler tabii. Misafirperverliğimizi, tatlı kedilerimizi, lezzetli yemeklerimizi ve İzlanda Başbakanı’nın şaşkın bakışlarına sebep olan, “Bu kadarına gerek var mıydı” dercesine baktığı haşmetli sarayımızı gösterdik.
Tabii İzlanda Başbakanı kendi ülkesinde 18. Yüzyılda hapishane olarak inşa edilmiş bir yapıda görevini sürdürdüğü için bizim felsefemizi bilmez. O yüzden bu şaşkınlık. İtibardan tasarruf olmaz. Bizim ülkemizde böyledir. Korumanın en fazlası, makam arabasının en lüksü, sarayın en 1000 odalısı, kahvaltının en Medine hurmalısı…
Göstermediklerimiz yok mu? Olmaz mı, çokça var. Ama bunlar misafirlikte yaramazlık yapan çocuğuna orada kızmayıp, “Evde görüşeceğiz seninle” demesi gibi şeyler. Liderlere sunulan yemek menüsü de aynı şekilde, misafirlikte ikinci tabağı soran çocuğa, “Oğlum aynısı bizim evde de var” cümlesinin hissiyatını veriyor. Menünün BAŞLANGICI bizim karnımızı doyurduğumuz taş fırın pide ile yapılıp virgüllerimin yetmeyeceği ama ağır ateşte pişmiş dana kaburgayı söylemeden geçemeyeceğim bir şekilde devam ediyor. Valla devlet ana kusura bakma bunlar bizim evde yok.
Ne diyorduk? Göstermediklerimiz… 86 milyon nüfuslu dünyanın en büyük güçlerinden olan ülkenin başkentinde bulunan gecekonduları göstermedik mesela. Göstermemek için önlerine NATO seti çektik. Ama misafirlerimiz yanlış anlamasın yurttaşların durumu olmadığı için o gecekondularda kalmıyor, nostalji seviyoruz ondan. Yoksa biz de biliriz gökdelende kalmayı. Bazen de itibardan tasarruf olur.
Engebeli........
