menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ya bizimle mümkün ya bizimle ütopya

14 0
08.06.2026

Geçmişte insanlığın gündemi olmuş konularla bugünküleri kıyaslayınca, bunca zamanın sonunda sanki hiçbir şey değişmemiş gibi hissediyor bazen insan. Milattan önce her ne konuşuluyorsa sanki bugün de bir benzeri konuşuluyor gibi.

O gün de iktidar hırsıyla kişi ve grupların başkalarıyla savaşmaktan, suçsuz insanların canı pahasına kendi çıkarları için saldırmaktan çekinmediğini ve bunun bugün de böyle olduğunu görüyoruz. Ve bugün de tüm insanlığın faydasına olduğu söylenen şeylerde bile eninde sonunda belirli bir çıkar grubunun faydasının esas olduğunu bir gün gelip muhakkak ki öğreniyoruz. Mevki ve zenginlik hırslarını, sahip olmak uğruna benimsenen sömürü anlayışını, herkes bahane edilerek bazı kişi ve grupların kayrılışını seyrediyoruz, hala!

Her gördüğümüzün aslında görmemiz ve her bildiğimizin aslında bilmemiz gerekenin kendisi olmadığını, her şeyin arkasında bir başka gündem olduğunu düşünmek, günümüzde, insan için her şeye şüphe ile bakmak veya yaklaşmak gibi bir zorunluluğu ortaya çıkarmaktadır. İnsanın bu yaşamdaki her şeye şüphe ile yaklaşması ise ciddi bir sorun ortaya çıkarmaktadır. Çünkü, bir insanın her şeyden şüphelenir hale gelmesi, kişinin kendisi dışındaki her; kişi, konu, durum ve olaya dair güvensizliğini göstermektedir. Özellikle de insanın insanla olan ilişkisi ancak ve ancak aralarında bir “güven” varsa sağlıklı bir zemine oturabilir. İçinde güven olamayan, güven temelinde yükselmeyen hiçbir ilişki uzun vadeli ya da kalıcı olamayacaktır. Aynı, sağlam bir zemine inşa edilmemiş bir binanın içerisinde uzun süre yaşamayı arzu etmeyip bir an önce oradan çıkmayı ve daha sağlam bir binaya yerleşmeyi isteyeceğiniz gibi.

İnsanda ortaya çıkmış ve artık iyice yerleşmiş olan bu şüphecilik, kendisi dışındaki hiçbir şeye güvenmeme hali, bir noktadan sonra paranoyaklık haline bile gelmektedir. Yani, kişi zamanla gerçeklikle bile bağını koparabilir hale gelebilir. Her şeye karşı gereğinden fazla şüpheci olan birisi, bundan böyle her şeye karşı tetikte olma ihtiyacı da hisseder. Herkesin ve her şeyin kendisine zarar vereceğine dair gerçek dışı bir şüphesi bulunan birinin kendisini bu tehditlerden korumak istemesi ise, zamanla bireyin kendini insanlardan soyutlaması ile sonuçlanacaktır. Genetik yatkınlıklar, aşırı stres, travmalar gibi sebeplerle ortaya çıkabileceği gibi insanın, içinde var olduğu yaşamdaki unsurların; görünen, duyulan ve bilinenden farklılıklar gösterdiğine ilişkin şahit oldukları da bu paranoyaya sebep olabilmektedir.

Her sahip olduğu bilginin gerçeğinin aslında farklı olduğuna ilişkin insanda zamanla yerleşen görüş, kişinin her şeyden şüphelenmesi gerektiğini normalleştirmektedir. Güvenin zedelenmesi ile filizlenen şüphe ve şüpheciliğin normalleşmesiyle koşut olarak yerleşen güvensizlik, kişinin yaşamında şu ana kadar; gözlemlediği, öğrendiği ve dolayısıyla da bildiği pek çok değer ve ilkelerin de zarar görmesine sebep olmaktadır. Yani, insanların her söylediğinin, her yaptığının........

© İz Gazete