menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İnsan korkmamayı da öğrenir

14 0
29.06.2026

Uzun ve zahmetli çabalar sonucunda yarattığımız bugünkü dünyanın eskisinden daha güvenli mi yoksa aksine daha da güvensiz mi olup olmadığı tam bir soru işaretidir.

Halbuki bugün, dünyanın hemen hemen her yerinde yüzlerce devlet ve onlara bağlı güvenlik güçlerinin olduğu malumdur. Bununla beraber, eskiden tek tük bazı mağazaların önlerinde bulunanlar ile “mobese” olarak adlandırılan ve genellikle de sadece şehirlerin işlek cadde ve kavşaklarında bulunan kameraların yerini çok daha kapsamlı izleme ağ ve sistemlerinin aldığı da açıktır. Dolayısıyla, içinde bulunduğumuz bu zaman ve koşulları güvenlik açısından bizi daha rahat hissettirmesi gereken bir dönemdir denilebilir.

İnsanlığın ilk zamanlarında, yani bugünkü teknolojinin esamesinin okunmadığı, bırakın teknolojiyi basit el aletlerinin bile yeni olduğu çağlarda insanın kendisini, bırakın güvende hissetmesini koruması bile çok daha zor bir eylemdir. Henüz yerleşik bile olamayan insanın, kendisinin de bir parçası olduğu doğada var olan, kendinden daha güçlü ve yırtıcı olan diğer canlılardan korunması bugünden oldukça zordur. Barınmak, dolayısıyla da aynı zamanda dış dünyanın tehlike ve tehditlerinden kendinizi yalıtmak; herhangi bir durumda da tehlikenin kaynağı olan canlıya karşı koymanıza yardımcı olacak yeterli ve işlevsel alet ve silahlara sahip olmak da yine o dönem için fazlasıyla zordur. İnsan, içinde bulunduğu her çağda hayatta kalmayı; o çağın koşullarının içinde var olarak, yaşadığı deneyimlerden öğrenerek başarmıştır. Yaşadığı her zorluk, her tehlike, her mücadele insanın kendisini geliştirmesinin yolunu açmıştır.

Henüz bilmediği, nelerle karşılaşacağına dair tam olarak bir fikrinin olmadığı her durum ve koşulda, özellikle de ilk defa karşılaşacak olduklarında insanın içerisinde bir gerginlik hissetmesi doğaldır. Her ne kadar gerginlik olarak ifade etsem de insanın içerisinde bulunduğu durum veya şartların belirsizliğinin büyüklüğüne bağlı olarak bu gerginlik yerini korkuya da bırakabilmektedir. Korku, insanın bilmediği ve hükmedemediği şeylerden doğan veya doğabilecek kötü etkiler hakkında hissettiği olumsuz duygudur. Bilmediği ya da yeteri kadar bilmediği her şey insanda az veya çok bir korkuya sebep olabilir. Eğer bir de geçmişte benzer durum ve şartların sonucunda gerçekleşmiş ve duygusu insanda yerleşmiş kötü anlar var ise bu bir benzerinin kaçınılmaz olarak yaşanmasının insan tarafından beklenmesi ve bilinen kötü sonuçlarından korkulması demektir. Dolayısıyla, insan korkmayı da öğrenmektedir denilebilir.

İnsanın öğrenebilen bir canlı olması, onun oldukça önemli bir özelliğidir. Aksi halde, fiziksel güç bakımından kendisi ile karşılaştırılma ihtimali bile olmayan canlıların yaşadığı bu dünyanın en güçlü ve ürkütücü canlısı haline gelememiş olurdu. İnsan, beyninin geniş işlem kapasitesinin yanı sıra; çözümleme, planlama, strateji oluşturma ve uygulama becerileri sayesinde, karşılaştığı her korkunun üstesinden gelmeyi başarmıştır. Bunu, o her neyse ya ondan korkmamayı öğrenerek ya da onu korkulacak bir unsur olmaktan çıkararak, yani bertaraf ederek başarmıştır. Bertaraf etmek, herhangi bir şeyin bir daha sizin için bir korku unsuru, bir tehlike olamamasını sağlamaktır. Bir şeyden korkmamayı öğrenmek ise, korku duyduğumuz şeye ilişkin........

© İz Gazete