Toplumsal Yozlaşma
Kültürel çözülme, toplumsal yozlaşma ve ahlaki dejenerasyonun son yüzyıl içinde, diğer toplumlar için olduğu kadar, milletimiz için de söz konusu olduğu, artık yadsınamaz bir realitedir.
Toplumsal yozlaşma, bir milletin kutsiyetinden ve kültür köklerinden gelen pozitif yaşam alışkanlıklarının zamanla erozyona uğraması ve eriyip gitmesidir.
Bunun emperyalizm, dış faktörler, iç faktörler, teknolojik gelişmeler, eğitim, sosyolojik ve demografik değişimler, milli ve toplumsal bilinç ve şuurun eksilmesi ile bu konudaki kollektif anlayışın dejenere olması vb. pek çok nedeni vardır.
Yozlaşma ile ilgili örnek vermek gerekirse; toplumumuzda teknolojinin gelişmesi ve akıllı telefonların yaygınlaşması sonucunda insanlığın ölmesi, komşuluk ilişkilerinin bitmesi, yardımlaşmanın yok olması, imece olgusunun ortadan kalkması, büyüklerin/hastaların/mezarların ziyaretlerinin oldukça zayıflaması, bayramların sılai rahim ve büyüklerin ziyaret fırsatı değil de tatil fırsatı olarak değerlendirilmesi, aşırı bireycilik ve yalnızlaşma vb. sayabiliriz.
Saydıklarıma gönüllerin, kapıların ve sofraların gelen misafirlere açılması, sohbet ve derdine derman olma, ikramlarda bulunma ile dünyada hiçbir millette bulunmayan misafirperlik değerlerimizin kaybolmasını da eklemek lazım.
Günümüzde artık insanlar birbirlerini ziyaret etmiyorlar, komşular birbirlerinin halini hatrını sormuyor ve selamlaşmıyorlar. Aynı apartmanda yaşayan ve yıllarca birbirini tanımayan komşular var. Sekülerizm, materyalizm, bireycilik, çıkarcılık, benmerkezcilik insanımızı çürütüyor.
İnsanlar ve komşular artık birbirlerine yük olmamak için, zahmete katlanmamak ve yorulmamak için kafelerde buluşuyor, gelecek/gelen misafirlerini restoranlarda ağırlıyor, misafirlerini otellere yönlendiriyor.
İyilere ve iyilik için çalışanlara hiçbir zaman sözüm olmayacaktır. Toplumu ve milletimizi genel olarak analiz ettiğimizde olumsuz bir tablo müşahede ediyoruz.
İçeriden ve dışarıdan, yerli ve yabancı gelen misafirine “gelme”, “otelde yerin hazır”, kendisine ve çevresine gelen “misafirin otele yönlendirilmesi” gerektiği yönünde ayrıştırıcı ve ötekileştirici bir yaklaşımının olduğu söz konusudur.
Bu tablo son derece alçakça ve aşağılıkça bir çerçeveyi ihtiva etmektedir.
Kutsiyetimizde, İslam Dinimizde ve Türk Milli kültüründe insan, misafir ve........
