menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Türkiye-Libya Mutabakatında Oyunun Yeniden Kurulması, Mutabakatın Jeopolitik ve Diplomatik Anlamı

5 0
thursday

Doğu Akdeniz’de haritaların yalnızca coğrafi sınırlardan ibaret olmayıp bunun aynı zamanda devletlerin egemenlik iddialarını, stratejik önceliklerini ve bölgesel düzen üzerindeki nüfuz mücadelelerini de yansıttığı stratejik bir alan olarak görebiliriz.

Devletlerarası düzeyde yaşanan gelişmeler, resmî açıklamaların ötesinde de anlamlar taşır. Nitekim 20 Ekim 2026’da Libya’nın doğusundaki Temsilciler Meclisi’nin, Türkiye ile Libya arasında 27 Kasım 2019’da imzalanan Deniz Yetki Alanlarının Sınırlandırılması Mutabakatı’nı oy birliğiyle onaylaması, bu çerçevede değerlendirilmesi gerekmektedir.

Meclisin 2020 yılında anlaşmaya karşı aldığı kararları ve Türkiye ile siyasi ilişkilerin kesilmesine yönelik kararını da yürürlükten kaldırması çok önemli bir gelişmedir. Burada şunu da görebiliriz; meselenin yalnızca deniz hukukuyla sınırlı değildir.

Meseleye diplomatik zaviyeden bakacak olursak, Ankara’nın kararı memnuniyetle karşılamasına karşılık Avrupa Birliği’nin 21 Ekim’de itirazlarını yinelemesi, Doğu Akdeniz’deki jeopolitik rekabetin diplomatik düzeyde nasıl belirginleştiği ortaya çıkmaktadır.

Fakat şunu gözden kaçırmayın, mesele, bir parlamentonun anlaşmayı onaylamasından ibaret değildir.

Soru şu: Bu kararın Türkiye’nin bölgesel stratejisine, Libya’daki siyasi aktörlerle ilişkilerine ve Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanları uyuşmazlıklarına ne ölçüde yeni bir boyut kazandırdı?

Deniz yetki alanları hakkında

Uluslararası ilişkiler disiplini açısından bakıldığında; Doğu Akdeniz, coğrafi konumun diplomatik güce dönüştürüldüğü bir jeopolitik rekabet alanı olarak tanımlayqbiliriz. Zira enerji kaynaklarına erişim, deniz ulaştırma hatlarının güvenliği, kıta sahanlığı iddiaları ve münhasır ekonomik bölge sınırlandırmaları, kıyıdaş devletlerin dış politika tercihlerini doğrudan etkiliyor.

Türkiye ile Libya arasında 2019’da imzalanan mutabakat, iki ülkenin Akdeniz’deki deniz yetki alanlarını belirli koordinatlar üzerinden sınırlandırmayı amaçlamaktadır. Türkiye, anlaşmanın coğrafi koşullar ve hakkaniyet ilkesi temelinde meşru haklarını koruduğunu savunurken Yunanistan, özellikle Girit ve diğer adalarının deniz yetki alanlarının yeterince dikkate alınmadığını ileri sürmektedir.

Bu karşıtlık, uluslararası ilişkiler literatüründe jeopolitik........

© İstiklal