menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Gazze Soykırımı, Uluslararası Hukukun İşlevi ve Türkiye’nin Tavrı

6 0
20.10.2026

Gazze… Tüm dünyanın gözü önünde gerçekleşen, binlerce Filistinli’nin öldürüldüğü, kalanların ise yurtlarından edildiği, biz insanlığın kanayan yarası ve sınavı…

Takvimler 7 Ekim 2023’ü gösterirken Hamas'a bağlı İzzeddin Kassam Tugayları'nın öncülüğündeki Filistinli grupların İsrail’e yönelik Aksa Tufanı operasyonu adı altında düzenlediği silahlı saldırılarla başlayan süreç bu zamana kadar gelinen facianın başlangıcını oluşturur.

İsrail Hamas’ı ortadan kaldırmak ve rehineleri kurtarmak amacıyla Gazze’ye yönelik askerî operasyonlarını yürüttüğünü açıklasa da başlatmış olduğu bu operasyonlarla (Filistin Sağlık Bakanlığı tarafından 17 Ekim 2026 tarihinde 74.469 sivil öldürüldüğü açıklanmıştır.) tüm vahşeti gözler önüne sermiştir.

Oysa ki Uluslararası hukukun temel ilkesi çok açıktır: Güvenlik gerekçesi, sivillerin korunmasına ilişkin yükümlülükleri ortadan kaldırmaz.

Hafızamızı biraz tazeleyip geriye gidelim. İsrail 13 Ekim 2023’te Gazze’nin kuzeyindeki yaklaşık 1,1 milyon kişinin 24 saat içinde güneye geçmesini istemiştir. Can güvenliği tehlikeye giren halk kuzeyden güneye geçer, daha sonra Han Yunus ve Refah sınırına dayanır. Buradan da can güvenliği bulamayınca yeniden göç etmek zorunda bırakılır. Bombardıman altındaki halka yönelik tahliye çağrısı tek başına bir güvenlik anlamını doğurmayacağı gibi İsrail’in haklılığını göstermeyecektir.

İsrail’in hedef aldığı hastaneler, okullar, su ve elektrik alt yapısı da bombardımana tutulur. Sağlık çalışanları hedef alınır, savaşlar ve insani krizlerden etkilenen bölgelere taze ve sıcak yemek ulaştıran kar amacı gütmeyen uluslararası bir sivil toplum kuruluşu görevlileri öldürülür. İsrail tarafından uygulanan bu zulmün bedelini çocuklar, kadınlar, yaşlılar, hastalar ve çatışmalara katılmayan siviller öder.

Filistin halkının yaşadığı bu vahşet çocuklara da sirayet eder. Çocukların “şehitçilik” adı altında verdiği oyun toplumsal hafıza olarak çocukların beynine işlenir.

Sıklıkla ve ısrarla halk ve millet kelimesini kullanıyorum çünkü basit bir gruptan, kitle ya da yığından değil; Halktan bahsediyorum. Neydi halkın tanımı? Halk: Bir milleti meydana getiren ortak kültürel, dil tarih ve sosyal paydaş etrafında toplanan bir topluluktur. Türk Dil Kurumunun internet sitesinde ise soykırımı şöyle tanımlar: “Bir insan topluluğunu ulusal, dinsel vb. sebeplerle yok etme” olarak tanımlar.

Soykırım iddiası ve hukuki sorumluluk

Güney Afrika, 29 Aralık 2023’te İsrail aleyhine Uluslararası Adalet Divanı’nda dava açmış ve Mahkeme 26 Ocak 2024’te, Filistinlilerin Soykırım Sözleşmesi kapsamındaki haklarının korunması ve Gazze’deki durumun daha da ağırlaşmasının önlenmesi amacıyla geçici tedbirlere........

© İstiklal