menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Değişen Dünya mı, Bozulan İnsan mı?

16 0
05.03.2026

Son yıllarda herkes aynı cümleyi kuruyor:

“Dünya artık eskisi gibi değil…”

Ben bu cümleye katılmıyorum.

Gökyüzü hâlâ aynı gökyüzü.

Güneş aynı yerden doğuyor.

Toprak aynı sadelikle ürün veriyor.

Kuşlar hâlâ yuva yapıyor.

Deniz hâlâ dalga oluyor.

Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyurur:

“İnsanların kendi elleriyle yaptıkları yüzünden karada ve denizde fesat ortaya çıktı…”

(Rum Suresi 41. Ayet)

Ayet çok net. Bozulma tabiatın özünde değil; insanın eylemindedir. Fesat, insan eliyle yayılır.

Allah bu dünyayı kusursuz bir dengeyle yarattı.

Ekosistem, mevsimler, canlılar arasındaki uyum… Hepsi ilahi bir ölçü içindedir. Nitekim bir başka ayette:

“O, yarattığı her şeyi en güzel yapan Allah’tır.”

(Secde Suresi 7. Ayet)

Demek ki kusur yaratılışta değil. Kusur müdahalede.

İlk insan Hz. Âdem’di. İlk cinayet ise oğlu Kabil’den geldi. O günden beri insanın içindeki hırs, kıskançlık ve doyumsuzluk zincirleme bir şekilde devam ediyor. Tarih değişti ama nefis değişmedi.

Bugün dijital çağdayız. Savaşlar artık sadece cephede değil; ekranlarda. Bombalar kadar algoritmalar da etkili. Silahlar kadar görüntüler de yıkıcı.

Modern insan doymuyor.

Tüketiyor ama tatmin olmuyor.

Görüyor ama ibret almıyor.

Sinema bu dönüşümün aynasıdır.

Hollywood yapımlarına baktığımızda dünyanın sürekli bir felaketin eşiğinde gösterildiğini görürüz. Kıyamet senaryoları, salgın filmleri, doğa felaketleri, uzay tehditleri… Sanki problem gezegendeymiş gibi anlatılır.

Örneğin 2012 filminde dünya yok olur.

Contagion’da insanlık salgınla kırılır.

Interstellar’da dünya yaşanamaz hale gelir.

Ama bu filmlerin çoğunda gözden kaçan bir gerçek vardır:

Felaketin temel sebebi insanın açgözlülüğü, müdahalesi ve sınır tanımazlığıdır.

Bozulan dengeyi kuran Allah’tır. Bozan ise insandır.

Bugün hastalıkların artışı, psikolojik çöküşler, aile yapısındaki sarsıntılar, fıtratın tartışmaya açılması… Bunlar dünyanın değiştiğini değil, insanın özünden uzaklaştığını gösteriyor.

Hayvanlar hâlâ fıtrat üzere.

Ağaçlar hâlâ görevinde.

Sınırsız özgürlük adı altında sınırsız bozulmaya yöneldi.

Kur’an’da “israf etmeyin” buyuruluyor. Modern sistem ise israf üzerine kurulu.

Kur’an “adalet” diyor. Sistem güç diyor.

Kur’an “emanet” diyor. İnsan sahiplik iddiasında.

Ama insan, kalbini kaybetti.

Bugün dijital savaşlar, yapay zekâ, sanal kimlikler, metaverse evrenleri konuşuluyor. İnsan gerçeklikten uzaklaşıyor. Hakikat yerine simülasyon üretiyor. Fakat ruh, yaratıldığı hakikati aramaya devam ediyor.

Belki de asıl soru şu:

Dünya mı yaşanmaz hale geldi,

yoksa insan mı yaşanamaz hale geldi?

Eğer insan kendini düzeltirse, dünya yine cennet misali olur.

Çünkü problem gezegende değil, kalpte.

Fesat insan eliyle çıktıysa, ıslah da insan eliyle olacaktır.

Yönetmen – Araştırmacı Yazar


© İstiklal