menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Tarımsal Üretimden Tüketime Uzanan Yol

6 6
15.02.2026

Üretimden tüketime kadar uzanan yolda kısa vadeli verimlilik ve maddi kârın yerine bereket ve bütünün kârını gözeten anlayışa ve bu anlayışla hayata geçirilecek politikalara ihtiyacımız var. Canlı cansız her şey bir bütünün parçasıdır ve ekolojik yaşamda bütünün parçaları birbiriyle uyumlu/dengeli bir birliktelik içindedir. Eğer kültürümüzün sürekliliğini sağlamak istiyorsak, doğadaki canlı cansız tüm varlıkların hakkını insan ve hayvan haklarından ayrı tutmayan bir anlayışa sahip olmamız gerekiyor.

Buda ancak sanayi devrimiyle hayatımıza giren ve bugünkü krizlerin kaynağı olan politika ve tutumları terk ederek yerine yaşamın bir bütün olarak devamlılığını esas alan tutum ve politikaları yerleştirmemizle mümkün olabilir

Gıda krizinin çözümü de böyle bir dönüşüme doğru adım atmakla mümkün…

a) Kır-kent bütünlüğünü esas alan, merkeziyetçi uygulamalar yerine yerel uygulamalarla üretici ile gıdasının sorumluluğunu alan tüketiciyi bir araya getiren; hasattan tezgâha ulaşana kadar gıdanın üçte birinin çöpe gitmesine neden olan uzun tedarik zincirleri yerine herkesin sağlıklı ve yeterli gıdaya eşit ve adil erişiminin, yeniden kullanımın, sıfır atığın ve üretici-tüketici işbirliklerinin esas alındığı yerel ağlara ağırlık veren yöntem ve politikaların hayata geçirilmesi;

b) Pestisit, sentetik gübre ve monokültür gibi toprakları tarım yapılamaz noktaya getiren uygulamaların terk edilerek doğa haklarının, çeşitliliğin ve sağlıklı ekosistemlerin devamlılığının benimsenmesi;

c)Toprak ve mera onarımı gibi ekosistemin iyileştirilmesine yönelik karbon tutma uygulamaların hayata geçirilmesi;

ç) Suyun verimli kullanılması, az su isteyen bitkilere yönelinmesi, damlama sulamanın ve yağmur hasadının yaygınlaşması, toprağın su tutuma kapasitesini artıracak yöntemlerin hayata geçirilmesi;

d) Çitçinin, özellikle de pazara ulaşma ve rekabet şansı düşük küçük çitçilerin refahını esas alan, üretimden araç kullanımına, depo olanaklarından pazarlamaya kadar her alanda üreticilerin örgütlenmesi,

e) Tohumdan pazarlamaya tekelleşmenin engellenmesi; üretimden tüketime tüm süreçlerde gıda adaletini ve bağımsızlığını sağlayacak düzenlemelerin getirilmesi,

f) Tüketim kültürünün sorgulanması, doğanın sınırsız bir kaynak olarak görülmekten vaz geçilmesi bu çerçevede gıdada görsel kaygılar yerine besleyici değerlerin ön plana çıkarılmasına yönelik adımlar dönüşümün kilometre taşlarını oluşturabilir.

Yeterli ve sağlıklı besine erişmek her şeyden önce bir insan hakkı. Gıda hakkı sadece açlığı önlemeyi değil, aynı zamanda sağlık ve esenliği sağlamak için yeterli gıda üretmeyi veya satın almayı sağlayacak kaynaklara sürekli erişim hakkını ifade eder.

Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşmeyi onaylayan 160 ülke için gıda hakkı, sağlıklı bir çevrede yaşamak, barınmak ya da ifade özgürlüğü gibi insan haklarıyla eşit düzeyde yasal olarak bağlayıcı bir hak. Devletler, gıda hakkı da dahil olmak üzere insan haklarının uygulanmasında birincil yükümlülük sahibidir. Bu, yasama, yürütme, yargı ve diğer tüm kurumların gıda hakkının sağlanmasında oynayacağı rollere işaret ediyor. Ayrıca karar vericilerle birlikte tanımamız ve kabul etmemiz gereken ahlaki sorumluluklar var. Bu sorumluluklar, hata ve yanlışları hep karşımızdakinde aramaktan ve haksızlıklara karşı çıkmaktan çok daha öteye geçmemizi, önce kendimizden ve çevremizden başlayarak dönüşüm için adım atmamızı, kararlara katılmamızı, örnekler oluşturmamızı zorunlu kılıyor.

Mevcut uygulamalar arasında yerel çitçi pazarlarını desteklemekten belediyeler içerisinde geçerli olacak para birimi kullanımına, gıda işleme ve mezbaha etkinliklerini desteklemekten yerel balıkçılarla satın alma garantili anlaşmalar yapmaya, teknik ve lojistik desteklerden mali ve siyasi desteklere kadar çok çeşitli örnekler bulunuyor.

Türkiye’de de tüketici talebindeki artış, sağlıklı gıdaya erişim yollarının çeşitlenmesini sağlıyor.

Günümüzde sağlıklı gıdaya ulaşmak isteyenler doğal ürün dükkânlarından, internete, üreticiyle doğrudan iletişim halinde olan gıda toplulukları ve tüketici kooperatiflerinden seçtikleri üreticilere alım garantisi veren topluluk destekli tarım organizasyonlarına kadar çeşitli yollar kullanıyor. Giderek daha fazla köylü geleneksel üretimini terk ederek hazır gıdaları tüketiyor ve böylelikle yetersiz beslenenler ordusuna katılıyor. Buna karşın doğanın dönüştürücü gücü ve toprağa yakın olmalarından aldıkları destekle toplumsal dönüşüme en yakın olanlar da onlar.

Yerelde kurulan çitçi ve üretici pazarları ve ekolojik pazarlar kırsal nüfusun refahına ve yerel çeşitliliğin devamlılığına destek olurken aynı zamanda üreticilerle tüketicilerin iş birliğine de zemin oluşturuyor.


© İstiklal