Tarım Ürünlerinde Üreticiden Tüketiciye Aracısız Erişim
Günümüzde sağlıklı gıdaya ulaşmak isteyenler doğal ürün dükkânlarından, internete, üreticiyle doğrudan iletişim halinde olan gıda toplulukları ve tüketici kooperatiflerinden seçtikleri üreticilere alım garantisi veren topluluk destekli tarım organizasyonlarına kadar çeşitli yollar kullanıyor.
Giderek daha fazla köylü geleneksel üretimini terk ederek hazır gıdaları tüketiyor ve böylelikle yetersiz beslenenler ordusuna katılıyor. Buna karşın doğanın dönüştürücü gücü ve toprağa yakın olmalarından aldıkları destekle toplumsal dönüşüme en yakın olanlar da onlar.
Yerelde kurulan çitçi ve üretici pazarları ve ekolojik pazarlar kırsal nüfusun refahına ve yerel çeşitliliğin devamlılığına destek olurken aynı zamanda üreticilerle tüketicilerin iş birliğine de zemin oluşturuyor.
4-Mahalle kapsamına alınan köyler
2014’te uygulanmaya başlayan ve köylerin bir anda şehirlere eklemlenen mahalleler haline getiren Büyükşehir Yasası özellikle büyük şehirlerin çevresindeki köyleri yutmaya başladı. Yasanın çıktığı gün 30 ilde 16 bin 220 köy ve 1053 belde kağıt üzerinde mahalleye dönüştü. Bu değişiklik tarımsal üretime zarar verdi. Bazı yerlerde tarım alanları imar değişiklikleri ve benzeri uygulamalarla amaç dışı kullanıma açıldı. Köylerin meraları belediyeler tarafından satıldı.
Mahalleye dönüşen köylerin ve belediyelerin ortak kullanılan tüm malları, meraları, taşınmazları bağlandıkları belediyeye geçti. Büyükşehir Yasası ve kuralları uygulandığı için köylülerin ihtiyaç duydukları ahır ve benzeri yapıları yapmaları zorlaştı. Bürokrasi arttı. Hayvancılıkla uğraşanlar koku ve görüntü nedeniyle bulundukları yerlerden uzaklaştırılmaya zorlandı.
Sonunda uygulamanın tarıma zarar verdiğini hükümet de kabul etti ve 2020 yılında kanunda değişiklik yapıldı. Değişikliğe göre, başvuru yapan köyler, ilgili büyükşehir belediyesi meclisinin kararıyla” kırsal mahalle” kabul edilebiliyor.
Bu değişiklik ile, “kırsal mahalle” statüsüne kavuşan köyler ve beldeler için vergi, harç ve su ücreti ödemelerinde muafiyet ve indirimler sağlanıyor. Ancak meralar, harman yerleri gibi ortak mülkiyet alanları belediyelere geçen köyler bu alanları kaybettiler. Dolayısıyla gelirlerini ve imece kültürünü de kaybettiler. Dolayısıyla büyük şehirlerin yamacında yapılaşma, sanayileşme ve yaşam tarzı baskısı altında olan köy ve beldeler giderek şehirleşerek ya da daha fazla göç vererek şehirler tarafından yutulmaya başladı.
Şehirlerin çevresindeki arazilerin kiralanma ve satışının kolaylaşması, tarımsal üretimi ve o yörede uzun yıllarda yerleşmiş toprak kültürünü doğrudan etkiliyor, giderek yok olmasına neden oluyor.
Aynı şekilde yapılaşmaya yönelik riskler, söz konusu bölgelerde temiz / sağlıklı ürün üretimine yönelik dönüştürücü yatırımları da engelliyor.
Kentlerde yaşayanlar, büyük kırsal nüfusa sahip ülkelerde bile gıda arzının %70’ini tüketiyor. Plansız şehirleşme ve giderek hızlanan tüketime odaklı yaşamlar, sağlıklı gıdaya erişim problemlerinden, karbon salınımını artıran ve hareket serbestisini kısıtlamak ile birlikte aşırı şişmanlık ve obezite yi destekleyen bir dizi sorunun kaynağı olabilir. Öyle ki, artık daha fazla insan alışverişe arabalarıyla gidiyor, evde yemek pişirmek yerine hazır gıdalara yöneliyor ya da restoranların, yemekhanelerin sunduğu yiyecekleri sorgulamadan yemek zorunda kalıyor, gıdanın nerede ve nasıl yetiştiği den bihaber çocuklar yanlış beslenme alışkanlıkları geliştiriyorlar. Ambalajın üzerindeki bilgilerle yetinen tüketicilerin sayısı azımsanmayacak kadar fazla!
