Sessiz Cephelerin Kahramanları: Bir Hayat Tarzı Olarak Allah Yolunda Hizmet ve Nefisle Büyük Cihad
"Allah yolu", "hizmet" ve "cihad"... Bir zamanlar adâletin, merhametin, şefkatin ve yeryüzünü imar etmenin sancağı olan bu kelimeler, bugün ya oryantalistlerin karanlık senaryolarına meze ediliyor ya da şuursuz kitlelerin elinde sloganlaşıp eriyor.
Oysa Kur’ân-ı Kerîm ve Sünnet-i Seniyye’nin Müslümanlara çizdiği ufukta Allah yolunda olmak; yakmak değil yapmak, yıkmak değil inşa etmek, öldürmek değil yaşatmaktır.
Müslümanlar, Bedir’in o çetin meydanından dönerken, "Şimdi küçük cihaddan, büyük cihada (nefis cihadına) dönüyoruz" buyuran bir Peygamberin (s.a.v.) ümmetidir. Müslümanların çoğu, ne acıdır ki bugün dışarıdaki cepheleri tartışırken, içlerindeki o en büyük savaşı çoktan kaybettiklerinin farkında bile değiller.
“Allah yolunda cihad etmek” dendiğinde, bugün birçok insanın zihninde hemen kılıçlar, toplar ve savaş meydanları canlanıyor. Oysa Allah’ın (c.c.) muradı; nefisle, cehâletle, yoksullukla, adâletsizlikle, zulümle, engelcilikle ve ahlâkî çöküntüyle amansız bir mücadele veren "doğru bir hayat tarzı" inşa etmektir.
Kur’ân-ı Kerîm’de, “Ey iman edenler! Allah yolunda öyle bir cihad edin ki, O’nun hakkını gözeterek cihad edin” (Hac Suresi, 78) buyruluyor. Kastedilen, Müslümanların, tüm benlikleriyle hakikatin yeryüzünde hâkim olması için gayret göstermeleridir. Fakat Müslümanların çoğu, bu engin ufku dar bir kalıba sıkıştırmışlar.
Sosyolojik veriler, bu kavramsal çöküşün ve zihnî kopuşun boyutlarını Müslümanların yüzüne bir tokat gibi çarpıyor. 2024 yılında yapılan geniş çaplı araştırmalar gösteriyor ki; Türkiye’deki ve İslâm coğrafyasındaki gençlerin e’i “cihad” deyince yalnızca silahlı bir çatışmayı anlarken, x’i bu kavramı “günümüz dünyasında karşılığı olmayan, çağ dışı bir terim” olarak görüyor.
Bu, ne hazin ve korkunç bir tablodur! Kendi tarihini, kendi inancının derinliğini başkalarının ürettiği kavramlarla, Batı medyasının kışkırtıcı algı operasyonlarıyla okuyan bir nesil yetişmiş/yetişiyor.
Dünyada her gün ekran başında ortalama 6-7 saat geçiren, algıları dijital platformların algoritmalarıyla şekillenen, bilgiye anında ulaşan ama derinliğini ve hikmetini kaybeden bu yeni nesil, kendi nefsine karşı verdiği savaştan habersizce sanal bir esaretin içine çekilmiş/çekiliyor.
Sadece gençler mi? Hayır. Devletlerden kurumlara, siyasetten sivil topluma kadar devasa bir ontolojik kayma yaşıyor Müslümanlar. İslâm’da "hizmet" ve "infak", Allah’ın rızasını kazanmak için yapılan sessiz, gösterişsiz ve inşacı bir faaliyettir. Ancak modern dönemde, çoğu Müslümanlar arasında "hizmet", bürokratik bir........
