İlber Hoca’nın Ardından
Merhum İlber Ortaylı hoca ile ilgili her kesimden gelen olumlu ve olumsuz yazılara bakarak da onun, son dönem yetişen Türk tarihçilerinin duayenlerinden biri olduğunu göstermektedir. Onun da ailesi Kemal Karpat ve Halil İnalcık hocalar gibi Altınorda Coğrayfayası kökenli olup Rus ve Sovyet dönemin zulüm, sürgün ve mağduriyetini iliklerine kadar yaşayıp Türkiye Topraklarına gelenlerdendir. Bu yaşanmışlıklar, kimlik arayışları ve müktesebatları her üçünün de öncü duayen tarihçiler olmalarında etkili olduğu söylenebilinir. Özelikle çok kültürlü ve dilli bir çevrede bulunmalarına bağlı olarak, onların filoloji alanında kabiliyetlerini öne çıkardığını görüyoruz. Ayrıca Kemal Karpat ve İlber Hoca Mülkiyeli olup bunların bu alt yapısı, tarih çalışmalarında inter disiplin öne çıkarmalarına yol açtı. Yani klasik tarih kaynakları dışında Sosyoloji, İlahiyat, Siyaset, İktisat bilimleri perspektifini de içine katarak tarihe bakma becerisini getirdi. Kemal Karpat ve Halil İnalcık hocalar araştırma ve analatik yazılı eser bırakma bağlamında velut tarihçiler olarak hayatlarının sonuna kadar yazmaya ve alanda kalıcı eser bırakmaya devam ettiler. İlber hoca ise “Osmanlı’da Kadı ve İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı” eseri hariç daha çok popüler alanda varlığını hissettirdi. Özellikle nev-i şahsına münhasır birisi olarak entelektüel bir kişilikti. O’nun için, özgüveni, konuşma mimikleri ve üslubu ve değişik alanlardaki derin kültürel birikimi ile modern Dede Korkut olarak zikredilebilinir. Bütün bu yönleri ile her kesime tarihimiz sevdirdi. Tarihi yaşayan bir varlık haline dönüştürdü.
Hoca ile benim doğrudan öğrencilik veya mesai arkadaşlığı gibi bir durumumuz olmadı. Karpat ve İnalcık hocalarla bir arada bulunup sohbetlerinden istifade ettiğim olmuştu. Ama İlber Hoca ile ne hikmetse bu bağlamda bir yakınlığımız söz konusu olmadı. Herkes gibi kitaplarından ve televizyon programları ve yazılarından düşünce dünyasını öğrenmeye çalıştım. Sadece 2019 de gerçekleşen benimde bildiri ile katıldığım Etimesgut Sempozyumunda açılış konuşmasını yapıp Etimesgut’un terminolojisi ve kavramsal çerçevesi ile Tarihsel sürecini derinlemesine anlatmıştı. Özellikle buradaki konuşmasını dinleyenler salona sığmadığı için Korkutata Kültür merkezi dışında büyük ekranlarla kalabalık dinleyicilere ulaşılmıştı. Burada da gördüğüm gibi hocanın çok yönlü derin kültürel birikimi ve perspektifi toplumda karşılığı söz konusu idi. Diğer taraftan 2002 yılında Türk Tarih Kurumu ve İran Kültür bakanlığının ortaklaşa İran İsfahan’da düzenlemiş olduğu Türkiye-İlişkileri başlıklı sempozyuma Türkiye’den beş-on kişi katılmıştık. Programda katılımcı olarak İlber hocanın da ismi görünüyordu. Diğer katılımcı hocalar (Ahmet Yaşar Ocak, İsmail Aka, Yusuf Hallacoğlu, Hasan Onat gibi) Profesör ve Doç, olarak İbrahim Savaş ve Yardımcı Doçent olarak da ben vardım. İsfahan’da Şah Abbas Otelinde yapılan sempozyumda İran’ın değişik eyaletlerinden de çok sayıda katılımcı gelmişti. Felsefe ve Tarih gibi sosyal bilimlere aşina olan İranlılar, benim genç olmamdan dolayı olsa Farsça ve İngilizce İlber Hocanın gelmemesinin üzüntüsünü ifade etmişlerdi. Orada konuşulanlardan, İlber hocanın bir entelektüel olarak İran kültürüne duyduğu derin ilgi yanında, kendinin konulara vukuf yeti, çok yönlü bakışı ile bu tür toplantılardaki renkli kimliği ve çok dillikle aktarma bağlamında Türk tarihçiliğinin uluslararası alanda görünen yüzü olduğunu anlamıştım.
Hocanın berzah alemine göçü münasebeti ile sosyal medyada hoca ile ilgili paylaşımları ve yazıları kabaca iki gurupta toplamak mümkün. Olumlu mesaj atanlar ve yazı yazanlar, hocanın, tarihi sevdirmesine, popüler yönüne, entelektüel boyutuna dikkat çektiler. Özellikler Türk Tarihine bütüncül bakma (Selçuklu-Osmanlı-Türkiye Cumhuriyeti) bağlamında yenilikçi yönünü öne çıkardılar. Türk Kimliği, Vatan Bayrak gibi değerlerimiz bağlamındaki hassasiyetini dile getirdiler. 1990 lara kadar akademik yönü öne çıkan 1990 dan sonra ise popüler yönü öne çıkan İlber Ortaylı profilini çizdiler. Diğer gurup ise ölen kişinin arkasından konuşulmaz gibi önemli bir nezaket değerimiz de bir kenara bırakarak zihin dünyalarındaki sığ doğmatik sorunlu düşünceyi su yüzüne çıkardılar. Ahmet Akgündüz, Ebubekir Sofulu, felsefeci Yusuf Kaplan, gibi kişiler İlber Ortaylı’nın güncel gelişmelere bağlı yaptığı açıklamalara ve dini yaşamını öne çıkararak, Fatih haziresine defnedilmesine sert tepki verdiler.
Allah rahmet eylesin, ailesinin ve yakınlarının başı sağ olsun.
