İstanbul Depremden Önce Korkuyla Yaşıyor!
İstanbul’da deprem oluyor, herkes korkuyor. Birkaç gün televizyonlarda uzmanlar konuşuyor, sosyal medyada deprem senaryoları dolaşıyor, vatandaşlar yaşadıkları binaların güvenliğini sorguluyor.
Hayat kaldığı yerden devam ediyor.
İşte İstanbul’un en büyük tehlikelerinden biri de bu: Deprem korkusunun zamanla alışkanlığa, alışkanlığın ise rehavete dönüşmesi.
İstanbul artık yalnızca deprem riskiyle değil, plansız ve bitişik kentleşmenin yarattığı sorunlarla da karşı karşıya.
Birbirine yaslanmış binalar, dar sokaklar, yıllardır yenilenmeyi bekleyen yapılar ve milyonlarca insan...
Olası büyük bir depremde yalnızca binaların ayakta kalıp kalmayacağını değil, insanların o sokaklardan nasıl çıkacağını, ambulansların ve itfaiyenin mahallelere nasıl ulaşacağını da düşünmek zorundayız.
Deprem Olmadan da Korkutan Binalar Var
Bugün İstanbul'un bazı sokaklarında yürürken başınızı kaldırıp binalara baktığınızda insanın aklına tek bir soru geliyor:
Bu binaların önünden geçmek ne kadar güvenli?
Üstelik mesele yalnızca eski binalardan ibaret değil.
Kentsel dönüşüm kapsamında riskli yapı olduğu tespit edilmiş, tahliye veya yıkım sürecine girmiş ancak henüz ortadan kaldırılmamış binalar da ayrı bir tartışma konusu.
Bir binanın riskli olduğunun resmî olarak belirlenmesi, o binanın hemen güvenli hâle geldiği anlamına gelmiyor.
Peki o binanın önünden her gün geçen insanlar?
Sabah okula yürüyen çocuklar, işe yetişmeye çalışan vatandaşlar, kaldırımda bekleyen yaşlılar...
Onların güvenliği kimin sorumluluğunda?
Bir binanın riskli olduğu biliniyorsa yalnızca içinde yaşayanların değil, çevresindeki insanların güvenliğinin de değerlendirilmesi gerekir.
Çünkü deprem sırasında tehlike sadece bulunduğunuz binadan gelmeyebilir. Yan........
