menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Herkes Zengin Olmak İstiyor: Sanayide Çırak Yok, Alt İşlerde Çalışacak Kimse Kalmadı

9 0
09.03.2026

Türkiye’de son yıllarda sıkça duyulan bir cümle var: “Sanayide eleman yok.” Bu cümle artık bir şikâyet değil, bir tespit. Daha da çarpıcısı şu: Sadece usta yok değil, çırak da yok. Atölyelerde, küçük sanayi sitelerinde, alt iş kollarında çalışacak genç bulmak giderek zorlaşıyor. Peki ne değişti?

Bugünün gençleri çalışmak istemiyor mu? Mesele bu kadar basit değil. Asıl değişen şey, beklentiler. Herkes daha iyi bir hayat istiyor, herkes hızlı yükselmek, kısa sürede para kazanmak istiyor. Uzun vadeli emek, sabır ve ustalık fikri cazibesini kaybediyor.

Bir zamanlar sanayiye giren genç, bunu bir başlangıç olarak görürdü. Çıraklık, ustalığa giden yolun ilk adımıydı. Bugün ise çıraklık, “değer görmeyen” bir konuma itildi. Sosyal algı değişti. Masa başı işler, dijital meslekler ve “kolay kazanç” hikâyeleri öne çıktı.

Sosyal medyanın bu algıda büyük payı var. Gençler her gün lüks hayat görüntüleriyle karşılaşıyor. Hızlı başarı hikâyeleri, kolay para anlatıları, kısa sürede zengin olma vaadi… Bu dünyada sanayide yıllarca çalışarak usta olmak, yeterince “çekici” görünmüyor.

Oysa gerçek hayat sosyal medya kadar hızlı değil. Ustalık zaman ister. El becerisi, tecrübe ve disiplin gerektirir. Ancak bu değerler, bugünün hız çağında geri planda kalıyor. Kimse uzun süre görünmeyen bir emeğe yatırım yapmak istemiyor.

Sanayi esnafı ise bu durumun sonuçlarını birebir yaşıyor. Ustalar yaşlanıyor, işi devredecek kimse bulunamıyor. Bazı atölyeler eleman bulamadığı için kapasitesini düşürüyor, bazıları tamamen kapanıyor. Bu tablo, sadece esnafın değil, ülke ekonomisinin de sorunu.

Alt işlerde çalışacak personel bulamamak, zincirleme bir etki yaratıyor. Üretim yavaşlıyor, maliyetler artıyor, hizmet kalitesi düşüyor. Herkes masa başı iş isterken, üretimi ayakta tutacak insan gücü azalıyor. Bu dengesizlik sürdürülebilir değil.

Öte yandan mesele gençleri suçlamakla çözülemez. Çünkü bu tercihlerin arkasında sistemsel nedenler var. Meslek liselerinin itibarı düştü, çıraklık eğitimi yeterince desteklenmedi, ustalık hikâyeleri anlatılmadı. Toplum olarak “elin kirlendiği işleri” küçümseyen bir dil benimsendi.

Bugün herkes zengin olmak istiyor ama zenginliğin nasıl oluştuğu konuşulmuyor. Oysa birçok güçlü işletmenin temelinde sanayi, üretim ve ustalık var. Bu gerçek, görünmez hâle geldi.

Son dönemde bazı gençlerin tekrar mesleğe yönelmesi umut verici olsa da bu yeterli değil. Çıraklığı yeniden değerli hâle getirmek, sadece ekonomik değil, kültürel bir mesele. Ustalığı bir gurur meselesi olarak yeniden anlatmak gerekiyor.

Çünkü üretmeyen bir toplum, ne kadar zengin olursa olsun ayakta kalamaz. Herkesin zengin olmak istediği bir ülkede, kimse üretmek istemezse, o zenginlik sadece hayal olarak kalır.


© İstiklal