Cambaza Bakanlar - 2
Ortadoğu’da perde bir kez daha açıldı: Tanıdık sahne, tanıdık aktörler, ama bu kez oyun daha sinsi ve yüksek bahisli. İran-İsrail hattındaki son kriz – Ayetullah Ali Hamaney’in öldürülmesiyle zirveye çıkan ABD-İsrail saldırıları ve İran’ın misilleme füzeleri – yüzeyde “kadim düşmanlık” gibi sunuluyor. Gerçekte ise bu, Türkiye’nin son iki yılda ördüğü diplomatik ağı hedef alan kontrollü bir karşı hamle.
Tarihsel bir ironiyle başlayalım: 1979 Devrimi’yle Ayetullah Humeyni’nin iktidara gelişi, küresel dengeler içinde okunması gereken bir süreçti. İran, Şii yayılmacılığını körükleyerek Arap milliyetçiliğini zayıflattı, Suriye’de milyonlarca Müslüman’ın ölümüne yol açtı, Yemen ve Irak’ı kana buladı – hepsi İsrail’in lehine işledi. Petrol akışını Batı’nın kontrolüne açan bu “kontrollü kaos”, Körfez ülkelerini tehditlerle korkutup sermayenin ABD ve İsrail’e akmasını sağladı. Bugün ise misyon tamamlanmış görünüyor: Rejim, yüzyıllardır rekabet ettiği Türkiye karşısında zayıflamış hâlde, Güney Azerbaycan’daki 35 milyon Türk’ün etnik potansiyelini kontrol altında tutmak için çöküşe razı edilebilir – belki de Şii eksenli ama küresel güçlerle daha uyumlu bir yönetime evrilerek.
Şubat sonu-Mart 2026’da yaşananlar bunu doğruluyor. ABD ve İsrail’in ortak operasyonu, Hamaney’i Tahran’daki ofisinde vurdu. Trump Truth Social’da “tarihin en kötü insanlarından biri” diye duyurdu; İsrail Savunma Bakanı “adalet yerini buldu” dedi. İran devlet medyası ölümü doğruladı, 40 gün yas ilan edildi, geçiş için Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan........
