menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

ATATÜRK'Ü ANLAMAK DEĞİL, TAMAMLAMAK ZORUNDAYIZ

326 0
24.06.2026

Türkiye'nin son yirmi yılına, hatta son elli yılına dönüp baktığımızda karşımıza çıkan en büyük çelişki şudur: Cumhuriyet'in kurucusunu hemen herkes konuşuyor ama onun kurmaya çalıştığı toplumu neredeyse kimse konuşmuyor. Oysa Mustafa Kemal Atatürk'ün büyüklüğü yalnızca bir imparatorluğun enkazından yeni bir devlet çıkarmasında değildi. Asıl büyüklüğü, yüzyıllardır tebaa olarak yaşamış bir toplumu vatandaş yapmaya çalışmasındaydı. Bugün hâlâ yeterince kavrayamadığımız nokta tam olarak budur. Atatürk'ün devrimleri kıyafetle, harflerle, takvimle ya da şapkayla sınırlı değildi. Bunlar görünen kısımdı. Asıl devrim insan zihninde yapılmak isteniyordu. Çünkü Atatürk çok iyi biliyordu ki bir toplumun kaderini değiştiren şey binalar değil, düşünme biçimleridir. Bugün Türkiye'nin yaşadığı birçok sorunun kökeninde de aslında tamamlanamamış bu zihniyet dönüşümü yatıyor. Çünkü Cumhuriyet'in hedefi biat eden birey değil, sorgulayan yurttaştı. Sadakati kişilere değil ilkelere olan insanlardı. Bir lider konuştuğunda alkışlayan değil, gerektiğinde soru sorabilen nesillerdi. Tam da bu nedenle Atatürk "fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür" nesillerden söz etti. Çünkü özgürlük onun gözünde yalnızca seçim sandığına gitmek değildi. Özgürlük; düşünebilmekti. Şüphe edebilmekti. Yanlış yapma hakkına sahip olmaktı. Hakikati arayabilmekti. Bugün ise kendimize dürüstçe sormamız gerekiyor: Gerçekten böyle bir toplum olabildik........

© İstiklal