menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Stratejik Otonominin Yükselişi: İran Sonrası Yakın Doğu’da Güç Boşluğu ve Yeni Denge Arayışları

21 0
22.04.2026

İran’da yaşanan savaşın ardından ortaya çıkan yeni jeopolitik tablo, Yakın Doğu’da yalnızca askeri dengeleri değil, aynı zamanda bölgesel aktörlerin stratejik davranış kalıplarını da köklü biçimde dönüştürmektedir. Bu dönüşümün en belirgin sonucu, uzun yıllar boyunca dışsal güvenlik garantilerine dayanan sistemin aşınması ve yerini giderek daha fazla “stratejik otonomi” arayışına bırakmasıdır.

Bölgenin güvenlik mimarisinde merkezi bir rol oynayan Amerika Birleşik Devletleri’nin İran savaşı sürecindeki sınırlı etkisi, bölge ülkeleri açısından önemli bir kırılma yaratmıştır. Bu kırılma, yalnızca askeri caydırıcılığın sorgulanmasına değil; aynı zamanda krizlere müdahale kapasitesi ve uzun vadeli taahhütlerin güvenilirliği konusunda ciddi şüphelerin doğmasına neden olmuştur. Sonuç olarak, bölgesel aktörler güvenliklerini dışarıdan temin etme yaklaşımını yeniden değerlendirmeye başlamıştır.

Bu bağlamda Körfez ülkeleri başta olmak üzere birçok aktör, güvenlik politikalarını çeşitlendirme ve bağımsız hareket edebilme kapasitesini artırma yönünde adımlar atmaktadır. Artık tek bir güce dayalı ittifak ilişkileri yerine, farklı aktörlerle kurulan çok katmanlı iş birlikleri ön plana çıkmaktadır. Bu durum, bölgesel sistemin daha esnek ve aynı zamanda daha kırılgan bir yapıya evrilmesine yol açmaktadır.

İran savaşı sonrası dönemin önemli bir diğer boyutu, bölgesel rekabetin doğrudan çatışmalar yerine daha dolaylı ve hibrit yöntemlerle sürdürülmesidir. Vekâlet savaşları, siber operasyonlar, ekonomik baskı araçları ve bilgi savaşı gibi unsurlar, yeni dönemin başlıca rekabet........

© İstiklal