“Portföy” Maskeli Saadet Zinciri
Sermaye piyasalarının soğuk ve karmaşık rakamları arkasında bazen öyle bir çark döner ki, hakikatin gün yüzüne çıkması ancak o çarkın dişlilerinin bir gün birbirini yemesiyle mümkün olur. Son dönemde Türkiye’nin gündemine bir fırtına gibi düşen devasa fon dolandırıcılığı ve kara para aklama ağı, tam da böyle bir hikâyeyi gözler önüne seriyor. Dışarıdan bakıldığında “kurumsal finans”, “portföy yönetimi” ya da “yatırım fonu” gibi cilalı kavramlarla ambalajlanan 20 milyar dolarlık devasa yapının perde arkasını araladığınızda, karşınıza doğrudan kirli parayı aklama ve sistemleştirme mekanizması çıkıyor.
İşin aslı, uzun süredir finansal sistemin içinde sessiz sedasız tıkırdayan bir kara para değirmeninin varlığına dayanıyor. Gayrimeşru ilişkilerden, illegal ranttan ve rüşvet çarkından elde edilen o kirli paralar, sistemin açıklarından faydalanılarak bu portföy şirketleri ve kurgusal “kapalı fonlar” üzerinden adım adım aklanıyordu. Bu devasa kara para çarkının işleyiş adımları ise finansal mühendisliğin ardına gizlenmiş oldukça basit ama şeytani bir kurguya dayanıyordu:
İlk adımda; illegal rant ve rüşvet kaynaklı kaynağı belirsiz nakit paralar, Türkiye içindeki bazı figür isimlerin ve “saman adamların” üzerine açılmış; kağıt üstünde danışmanlık, dış ticaret ya da pazarlama şirketi görünen fakat içinde tek bir çalışanı dahi olmayan onlarca fiktif/paravan yapıya enjekte ediliyordu. Paranın sisteme ilk girişi bu hayali ticari faturalar ve işlemlerle yapılıyordu.
İkinci adımda; yerli portföy şirketlerinin kurduğu özel........
