menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İran’a Nasıl Bakmalıyız? (1)

21 0
13.03.2026

Hemen yazımın başında belirteyim, “ben bir İran Uzmanı değilim.” Ben yalnızca bir Müslüman’ın İran’a nasıl bakması gerektiğine dair fikir verecek bir kişiyim.

Tabi bu yazıda İran ile ilgili uzmanların çakışmalarından bilgi vererek de sizi bilgilendirmek isterim.

Yazım üç bölümden oluşacaktır. İlk bölümde genel ve ansiklopedik bilgilerden hareketle İran hakkında kısa tanıtım yapacağım. Bir de bazı Stareji ve Araştırma Merkezlerinin raporlarından yararlandım.

Önce Türkiye Diyanet Vakfı tarafından çıkartılan İslam Ansiklopedisinde İran nasıl tanımlanıyor. Onu bir görelim. (Tabi bu bilgilerden bir kısmı güncel değil, Ansiklopedinin çıktığı yıla ait bilgilerdir. Ben bazı bilgileri gerçi güncellemeye çalıştım)

İran geniş yüzölçümü (1.643.000 km2) ve kalabalık nüfusu ile (2026’da 93.168.497 ) dikkat çeker. Başşehir Tahran, günümüzde tüm İran halkının % 10’unun yaşadığı 9.500.000 nüfuslu büyük bir şehirdir. 1979’da şahlık rejimine son verildikten sonra kurulan İran İslâm Cumhuriyeti’nde nüfusu milyonu geçen diğer büyük şehirler Meşhed, İsfahan ve Tebriz’dir

Dağlık bölgelerin hâkim olduğu ülke toprakları fizikî ve beşerî coğrafya bakımından iki kategoriye ayrılır. Yazın oturulan yüksek-soğuk alanlar (serdsir/yaylak), kışın oturulan alçak-sıcak alanlar (germsir/kışlak). Şehirler ve köylerin tamamına yakını bu iki tür arazinin ortasındaki dağ eteklerinde yer alır. Büyük bir kesimi 1000-1500 m. arasında değişen, yükseltisi nâdiren 600 metreye kadar düşen ve içinde çok sayıda çöküntü çukuru bulunan İran yaylası kaplar. Kuzeydeki Deştikevîr çölü ile güneydoğudaki Deştilût çukurluğu dünyanın önemli çöllerindendir. Yarısı 300 milimetreden az yağış alan İran kurak bir ülkedir; sadece Hazar eyaletlerine bol miktarda yağmur düşer (Bâbülser’de 1197 mm.). Tahran-İsfahan hattının doğusunda yağışlar 200 milimetrenin altında iken Batı ve Kuzey İran nisbeten nemlidir. Sıcaklıklar güneyde bazan 50 dereceyi bulur. Kışlar, kara ikliminin hâkim olduğu batıda ve kuzeyde uzun ve sert geçer (ocak ayı ortalaması Tebriz’de 1,7 °C; Tahran’da 3,3 °C). Toprakların büyük bir kısmı (% 67) suları okyanuslara ulaşmayan kapalı havza durumundadır.

İran, 1950’li yıllardan itibaren komşu ülkelerin çoğuyla mukayese edilebilir seviyede (yılda % 2,5) güçlü bir nüfus artışına sahne olmaktadır (1956’da 18,9 milyon; 1976’da 33,7 milyon; 1998’de 61,8 milyon). Halkın % 67’si, toprakların % 27’sini meydana getiren kuzeybatı bölgelerinde yaşar. Şehirleşme de nüfus artışıyla birlikte 1950’lerde başlamış ve 1950’de nüfusu 100.000’in üzerinde olan sadece dokuz şehir mevcutken 1991’de bu sayı kırk yediye çıkmıştır.

İran’ın etnik yapısı çok karışıktır (Fârisî, Türk, Kürt, Ermeni, Belûcî, Afgan). Fârisî asıllılar en büyük kitleyi oluşturur (% 50); resmî dil Farsça’dır. Nüfusun yaklaşık % 20’si Türkçe konuşur. Fârisî asıllı olmayan etnik gruplar ülkenin merkezine uzak yerlerde, daha çok sınır bölgelerinde yaşamaktadır. Beşerî coğrafya, gelişmiş........

© İstiklal