Biri Bizi mi İzliyor? Dışarıda Mahremiyet İflas Etti!
Günlük hayatın koşuşturmacası içinde bir alışveriş merkezinde kıyafet deniyor, bir restoranda veya akaryakıt istasyonunda lavaboya giriyoruz. O kapıyı kilitleyip sürgüyü çektiğimiz an, dış dünyayla bağımızın koptuğunu ve tamamen güvende olduğumuzu sanıyoruz. Oysa acı gerçek şu: Kamusal alanda mahremiyet diye bir şey kalmadı. Artık her kabin, her tuvalet potansiyel bir "Biri Bizi Gözetliyor" stüdyosu.
Geçtiğimiz günlerde Hatay'da bir akaryakıt istasyonunda kabinin altından cep telefonu uzatarak kadınları çeken sapığın yakalanması, hepimizin kanını dondurdu. Ancak o şahıs, sadece "amatör" olduğu ve paniklediği için yakayı ele verdi. Peki ya yakalanmayanlar?
YAKALANANLAR AMATÖR, YA YAKALANMAYAN "PROFESYONELLER"?
Bugün internette ufak bir arama yaptığınızda, leblebi büyüklüğünde, şarja bile ihtiyaç duymayan casus kameraların peynir ekmek gibi satıldığını görüyorsunuz. Kalem kamerasından tutun da, ceket düğmesine, tuvalet fırçasının sapından, duvardaki elbise askısına kadar her şeyin içine bir mercek gizlenebiliyor.
Telefonunu kabinin altından uzatan ahmak bir sapığı fark edebilirsiniz. Peki ya tavanın köşesine yerleştirilmiş ve haftalarca kayıt alan o iğne deliği büyüklüğündeki kamerayı nasıl fark edeceksiniz? Çift taraflı aynaların arkasından sizi izleyen karanlık gözleri nasıl yakalayacaksınız?
KABİNE GİRERKEN "BOMBA İMHA UZMANI" GİBİ Mİ DAVRANACAĞIZ?
Toplum olarak getirildiğimiz nokta tam bir psikolojik işkence. Özellikle kadınlar, dışarıda bir soyunma kabinine veya tuvalete girdiklerinde adeta bir dedektif gibi tarama yapmak zorunda bırakılıyor. Tavanı kontrol et, aynaya parmağını daya (çift taraflı mı diye), duvardaki askının deliğine flaş tut...
İnsanın en temel, en mahrem ihtiyacını giderirken "Acaba şu an izleniyor muyum?" korkusu yaşaması, dışarıdaki o binlerce "profesyonel" sapığın eseridir. Huzurumuz, o kilitli kapıların ardında rehin alınmış durumda.
KARANLIK İNTERNETİN (DARK WEB) KİRLİ PAZARI
İşin en korkunç boyutu ise bu görüntülerin akıbeti. Bu sapıklar o görüntüleri sadece kendi hastalıklı dünyaları için çekmiyorlar. Çoğu zaman bu videolar, karanlık internetteki (dark web) veya kapalı mesajlaşma gruplarındaki devasa bir pazarın sermayesi oluyor. Siz sadece o mağazada bir gömlek denediğinizi sanırken, o anlarınız dünyanın öbür ucundaki birilerinin ekranına düşüyor. Bu, organize bir cinsel terördür.
CAYDIRICI YASA YOKSA, SAPIKLIK CESARET BULUR
Bu işin çözümü, vatandaşın paranoyakça yaşamasında değil, yasaların ve işletmelerin sertleşmesindedir. Bu tür cihazların satışı ve kargolanması bu kadar kolay olmamalıdır. Bir işletme, kendi tuvaletinde veya soyunma kabininde böyle bir kamera bulunuyorsa, "Benim haberim yoktu" diyerek işin içinden sıyrılamaz; en ağır tazminatlarla o işletmenin de canı yakılmalıdır.
Ve en önemlisi; birinin mahrem alanını gizlice kayda alanlar, mahkemeye "özel hayatın gizliliğini ihlal" gibi hafif bir suçtan değil, "nitelikli cinsel saldırı" ve "şantaj" suçlarından çıkarılmalıdır. O kapıların ardındaki karanlık gözleri kör etmenin tek yolu, cezaların acımasızlığından geçer. Aksi takdirde, daha çok askı deliğine şüpheyle bakmaya devam ederiz.
