menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Dijital Dalgaya Direnen Öğretmen

27 0
17.10.2026

Sabah sınıfa giriyoruz. Tahtada günün konusu, sıralarda defterler, çantalarda kitaplar var. Bir de görünmeyen, fakat neredeyse her çocuğun zihninde kendine bir yer edinmiş başka bir dünya: dijital dünya.

Çocuklar henüz okulun kapısından içeri girmeden mesajlara, videolara, oyunlara, bildirimlere ve birbirinden hızlı akan görüntülere temas etmiş olabiliyorlar. Bazen bir teneffüs boyunca yaşadıkları dijital dünyanın hikâyesi, sınıfta anlatmak istediğimiz konudan daha fazla ilgi çekiyor.

Öğretmen derse başlıyor.

Bir soru soruyor. Bir öğrenci cevap vermeye hazırlanırken diğeri arkadaşına dönüyor. Bir başkası kalemini arıyor. Birkaç öğrenci ise zihnen hâlâ başka bir yerde.

Öğretmen bir an duruyor.

Acaba anlattığım konu mu ilgi çekici değil? Anlatımımı mı değiştirmeliyim? Daha fazla görsel mi kullanmalıyım? Bir video mu açmalıyım? Bir dijital etkinlikle mi başlamalıyım?

Bugünün öğretmeni, yalnızca dersini öğretmeye çalışmıyor. Aynı zamanda dikkatin giderek parçalandığı bir dünyada çocukların zihnine ulaşmaya çalışıyor.

Üstelik karşısında güçlü bir rakip var: Sürekli yenilenen, hızlı tüketilen ve kullanıcıyı mümkün olduğunca uzun süre kendisine bağlamaya çalışan dijital içerik dünyası.

Bir öğretmenin kırk dakikalık dersiyle birkaç saniyede değişen görüntülere alışmış bir dikkat arasında nasıl bir ilişki kurulabilir?

Bu sorunun kolay bir cevabı yok.

Dijital araçları bütünüyle reddetmek, çocukların içinde yaşadığı dünyayı görmezden gelmek anlamına gelebilir. Her teknolojik yeniliği eğitimin kurtarıcısı olarak görmek ise başka bir yanılgıdır.

Öğretmenin görevi, değişen dünyaya gözlerini kapatmak değildir. Değişimin hangi imkânları sunduğunu, hangi riskleri taşıdığını ve çocuğun gelişimi için nasıl kullanılabileceğini anlamaktır.

Çünkü dijital dalgaya direnmek, teknolojinin karşısında durmak değildir.

Direnmek, eğitimin yönünü teknolojinin belirlemesine izin vermemektir.

1. Dikkatin Dağıldığı Yerde Öğrenmeyi Yeniden Kurmak

Öğretmenlik mesleğinin görünmeyen emeklerinden biri, öğrencinin dikkatini öğrenmeye yönlendirmektir.

Bir konuyu anlatmak için bilgi sahibi olmak gerekir. Ancak o bilginin öğrenci tarafından fark edilmesi, anlaşılması, zihinde işlenmesi ve kullanılabilir hâle gelmesi için daha fazlasına ihtiyaç vardır.

Öğrenme, yalnızca bilginin öğrenciye sunulmasıyla gerçekleşmez. Öğrencinin o bilgiyle zihinsel olarak ilgilenmesi, önceki bilgileriyle ilişki kurması, gerektiğinde soru sorması ve öğrendiklerini kullanması gerekir.

Dikkat bu sürecin önemli parçalarından biridir.

Fakat dikkat, öğretmenin bir düğmeye basarak açabileceği bir özellik değildir. Çocuğun gelişim düzeyi, konuya duyduğu ilgi, sınıf ortamı, duygusal durumu, uyku düzeni ve öğrenme etkinliğinin niteliği gibi birçok etken dikkatini etkileyebilir.

Dijital araçların yoğun kullanımı da bu tabloya eklenmektedir. Özellikle bildirimler, sürekli içerik değişimi ve aynı anda birden fazla işle uğraşma alışkanlığı, öğrencinin dikkatini ders dışındaki uyaranlara yöneltebilir.

Burada dikkat edilmesi gereken nokta şudur: Her dijital araç dikkat dağıtmaz; her geleneksel öğretim yöntemi de dikkati kendiliğinden sağlamaz. Bir dijital simülasyon, öğrencinin anlamakta zorlandığı bir fen konusunu görünür hâle getirebilir. İyi tasarlanmış bir eğitim videosu, bir kavramın farklı yönlerini anlamasına yardımcı olabilir. Dijital bir sözlük, öğrencinin bilmediği kelimeyi hızlıca araştırmasını sağlayabilir.

Sorun, teknolojinin varlığı değil, nasıl ve hangi amaçla kullanıldığıdır.

OECD'nin PISA 2022 sonuçları bu konuda önemli bir veri sunuyor. OECD ülkelerinde öğrencilerin yaklaşık yüzde 30'u, matematik derslerinin çoğunda ya da tamamında dijital cihazları kullanırken dikkatlerinin dağıldığını bildiriyor. Aynı araştırmada, matematik derslerinde dijital cihazlar nedeniyle sık sık dikkatlerinin dağıldığını belirten öğrencilerin, sosyoekonomik özellikler hesaba katıldıktan sonra bile, böyle bir sorun yaşamadığını belirten öğrencilere göre ortalama 15 puan daha düşük matematik performansı gösterdiği raporlanıyor.

Bu bulgu, dijital araçların tek başına düşük başarıya neden olduğunu kanıtlamaz. Ancak dikkat dağınıklığı ile öğrenme performansı arasındaki ilişkinin eğitimciler tarafından ciddiye alınması gerektiğini gösterir.

UNESCO'nun 2023 Küresel Eğitim İzleme Raporu da eğitimde teknolojinin kullanımını benzer bir soruyla ele alır: Teknoloji kimin amaçlarına hizmet ediyor?

Rapora göre dijital araçlar erişimi, kapsayıcılığı ve öğrenme olanaklarını destekleyebilir. Bununla birlikte, eğitimde teknoloji kullanımının her koşulda olumlu sonuç vereceğini varsaymak doğru değildir. Teknolojinin eğitimsel değeri, öğrencinin ihtiyaçları ve kullanımın amacı dikkate........

© İstiklal