menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bir El

15 0
24.01.2026

Erzurum’un kıraç bir köyünde, rüzgârın hiç susmadığı bir tepenin yamacında dururdu okul. Bahçesi tel örgüyle çevriliydi ama tellerin çoğu yer yer sarkmıştı. Kışın kar, kapıya kadar değil kapının içinden sınıfa kadar girerdi sanki. Sobanın etrafında toplanan sıralar, çatlak tahta döşemenin üzerinde eğri büğrü dururdu. Duvarlarda sararmış Atatürk portresi, solmuş haritalar ve bir köşeye iliştirilmiş öğrenci resimleri vardı.

Kerim, bu okulda okuyan yetim bir çocuktu. Sabahları annesinin eline sıcak su dökerek vedalaşır, karın diz boyu olduğu yoldan okula yürürdü. Ayakları üşür, elleri morarırdı ama en çok içi üşürdü. Babası yoktu. Onun yokluğu, evin bir odası gibi hep kapalıydı.

O gün sınıfta hava her zamankinden daha soğuktu. Sobaya atılan kömür yetmemiş, ateş sönmeye yüz tutmuştu. Kerim sırasına oturmuş, başını önüne eğmişti. İçinde biriken sözler, boğazına düğümlenmişti.

İrfan öğretmen........

© İstiklal