Komşular Yanarken Türkiye Nasıl Kazanabilir?
Son yirmi–otuz yılın Ortadoğu haritasına baktığımızda çok dikkat çekici bir tablo görürüz: Türkiye’nin en fazla ticaret yaptığı, ekonomik ve kültürel ilişkiler geliştirdiği ülkelerin büyük bölümü savaş, darbe veya işgal süreçleriyle parçalanmıştır. Bu gelişmeler yalnızca o ülkelerin halklarını değil, Türkiye’yi de ekonomik ve sosyal açılardan derinden etkilemiştir.
Kalifornia Üniversitesinden ekonomist Prof Jeffrey Sach "ABD, AB ve NATO, Türkiye'nin iktisadi, teknik, ahlaki ve kültürel gelişme potansiyelinin 'unu imha etti." diyerek konuyu bir cümlede özetlemiş aslında.
Bugün Ortadoğu’daki krizleri sadece “bölgesel çatışmalar” olarak görmek büyük bir yanılgıdır. Çünkü bu krizlerin ekonomik, sosyal ve kültürel sonuçları doğrudan Türkiye’ye yansımaktadır. Bu yansımalara tek tek bakalım:
Irak bizim en önemli dış pazarlarımızdan biriydi. Neredeyse tamamen yok edildi.
2003’te başlayan ve tarihe Irak-Amerika Savaşı olarak geçen süreç yalnızca Irak’ı değil, Türkiye ekonomisini de derinden sarstı.
Türkiye’nin en önemli ihracat pazarlarından biri olan Irak kısa sürede istikrarsızlık, yıkım ve iç çatışmaların sahnesine dönüştü. Bir zamanlar kamyonların kilometrelerce kuyruk oluşturduğu sınır kapılarından ticaret akardı. İnşaat, gıda, tekstil ve sanayi ürünleri Irak pazarında büyük yer tutuyordu.
Savaşla birlikte Irak’ın ekonomisi çöktü. Hazinesi, altyapısı ve üretim kapasitesi yok edildi. Bunun sonucu olarak Türkiye yalnızca büyük bir ihracat pazarını kaybetmedi; aynı zamanda güvenlik sorunları, sınır ticaretinin çökmesi ve bölgesel istikrarsızlığın maliyetleriyle karşı karşıya kaldı.
Irak halkı yoksullaşırken Türkiye de ekonomik ve sosyal bedeller ödedi. Oradan gelen göç ve bunun ağır faturasını uzun yıllar boyunca Türkiye devleti ve halkı ödedi.
Sınırın öte yanındaki felaket Irakbenzeri bir tablo ile Suriye’de yaşandı.
2010’ların başında Türkiye ile Suriye arasında ticaret hızla artıyor, vizeler kaldırılıyor ve sınır ticareti gelişiyordu. Halep ile Gaziantep adeta ekonomik olarak birbirine bağlanmıştı.
Ancak savaşın başlamasıyla birlikte:
Türkiye’nin Suriye ile ticareti neredeyse sıfıra indi.Milyonlarca insan Türkiye’ye sığınmak zorunda kaldı.Sosyal ve ekonomik maliyetler Türkiye bütçesine ağır bir yük getirdi.Bu felaketin en büyük mağduru elbette Suriye halkıdır. Ancak bu yıkımın ikinci büyük ekonomik etkisini yaşayan ülke de Türkiye olmuştur.
Şu Suriye kirli savaşına ve sebeplerine biraz detaylarıyla bakarsak...
Suriye 2011 yılında Amerika ve İsrail tarafından karıştırıldı. Projenin adi BOP projesiydi. Israil icin ARZ-I MEVUD, Amerika için petrol doğalgaz hırsızlığının güvenle artarak devamı, Avrupa için Rus doğalgazına bağımlılıktan kurtulma ...
HAMAS'ın siyasi ofisi Şam'da idi. Hamas'a giden silah ve teknoloji Suriye üzerinden gidiyordu.
Gazze'nin 32 km ötesinde, Akdeniz'deki Filistin e ait olan doğalgaz, israil, İngiltere ve Amerika tarafından yasa dışı olarak çıkarılıyordu. Gasbedilen doğalgazın Avrupa'ya boru hattıyla nakledilmesi Suriye devleti tarafından kabul edilmemişti. Bütün bunlar Amerika ve israil'i kızdırmış, kudurtmuştu.
Bu bölgede CIA ve MOSSAD tarafından kurulan vekil örgüt ve cemaatler ABD ve İsrail tarafından fonlanıyor, eğitilip, donatılıyordu.
Öldürülen sünni halk denilenlerin büyük kısmı bu örgutlerdeki kişilerdi. Elbette ki savaş ortamında haksız ölümler, yanlışlar da yaşanmıştır.
Amerikan devlet başkanı Donald Trump, bugünkü........
