menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İran savaşı Trump’ın siyasi krizine dönüşüyor

23 0
30.03.2026

Mart 2026’nın son günlerinde, ABD-İsrail’in İran’a savaş açmasının dördüncü haftasını geride bırakıyoruz. Bu savaş yalnızca askeri sonuçlar üretmiyor. Aynı zamanda küresel ekonomiyi ve ABD iç siyasetini yeniden şekillendirirken, Trump’ın prestijini aşındıran bir sürece dönüşüyor.

ABD-İsrail’in İran’a yönelik saldırıları sahada hızlı bir sonuç üretmezken, enerji fiyatlarında sert bir yükseliş yarattı. Petrolün varili bir ay içinde 70 dolardan 110 dolara, doğal gazın metreküpü 0,28 dolardan 0,55 dolara çıktı. Bu ekonomik şok, yaklaşan ara seçimler öncesinde Trump yönetimini zor bir karar eşiğine getirmiş durumda.

ABD ve İran arasında zor diplomasi

Trump’ın Pakistan üzerinden İran’a sunduğu ve 6 Nisan’a kadar yanıt beklediği 15 maddelik plan, İran’ın bölgesel güç iddiasından vazgeçmesini talep ediyor. Analistler bu talepleri “teslimiyet belgesi” olarak değerlendiriyor. Bu nedenle bir anlaşma ihtimali oldukça zayıf görünüyor.

İran tarafı ise müzakereye tamamen kapıyı kapatmıyor, ancak oldukça zor kabul edilecek şartlarını net biçimde ortaya koyuyor. Tahran, saldırıların durdurulmasını, savaşın yol açtığı zararlar için tazminat ödenmesini ve gelecekte benzer müdahalelere karşı güvence verilmesini talep ediyor. Ayrıca Hürmüz üzerindeki kontrolünün tanınmasını isterken, balistik füze programının müzakere konusu yapılmasını kesin biçimde reddediyor.

Bu tablo, tarafların talepleri arasındaki mesafenin açık olduğunu gösteriyor.

Trump açısından zaman daralıyor. Savaşı hızlı bir diplomatik başarıya dönüştüremezse, uzayan çatışma doğrudan siyasi maliyet üretecek. İran’ın asimetrik kapasitesi ve Hürmüz üzerindeki etkisi, bu sürecin kısa vadede sonuçlanmasını zorlaştırıyor.

Savaş büyüyor, hedefler uzaklaşıyor

Trump yönetimi savaşın başında İran’ın askeri ve ekonomik altyapısını kısa sürede felç edebileceğini iddia ediyordu. Ancak dört hafta sonunda bu hedeflere ulaşılamadı.

Savaş giderek çok cepheli bir karakter kazanıyor. ABD-İsrail saldırıları İran’daki askeri tesisler ve sanayi merkezlerini hedef almayı sürdürürken, nükleer tesislere yönelik riskler bölgesel kaygıları artırdı. Buşehr’de olası bir sızıntı ihtimali nedeniyle Kuveyt’te alarm verilmesi bunun en somut göstergesi.

Çatışma Irak ve Yemen’e de yayılmış durumda. Irak’ta İran yanlısı milisler ABD hedeflerine ve Kürdistan Federe Bölgesi’ne saldırılar düzenlerken, Yemen’de Husilerin devreye girmesi savaşın coğrafyasını genişletti.

İran ise ağır bombardımana rağmen Körfez’deki ABD üslerine füze ve insansız hava aracı saldırılarıyla karşılık vermeyi sürdürüyor. Bu tablo, savaşın kısa sürede sonuçlanacağı iddiasının boşa düştüğünü gösteriyor.

Hürmüz düğümü ve küresel ekonomi

Savaşın en kritik kırılma noktalarından biri Hürmüz Boğazı oldu. Savaş öncesinde günde ortalama 140 geminin geçtiği boğazdan, dört haftada........

© İlke TV