menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Gavur İzmir’in Malatyalı şairi

28 0
20.07.2026

Hafta sonu tatili için Dikili’ye gelen Ali Üşümezgezer, Yaratı dergisinin yeni sayısını getirmişti. Yeni bir haberi de vardı Ali’nin. Muzaffer Sarıgül adlı bir ağabey, Kemeraltı’ndaki çay ocağındaki buluşmalara katılmaya başlamıştı. Muzaffer’i, o yıllarda Ege Üniversitesi’nde öğrenci olan Hüseyin Köse “keşfetmişti”. Muzaffer abi Hüseyin’in kaldığı yurtta memurdu. Yurt kütüphanesinde başlayan, şiirle pekişen dostlukları Kemeraltı’na, Mardinli Aydın’ın işlettiği çay ocağına kadar uzanmıştı. Ali Yaratı’yı ve Aydın’ın yerindeki buluşmaları anlattıkça, Dikili’den kopup İzmir’e ricat etme arzusu depreşiyordu içimde. 1990’lı yılların başıydı, politik gündem savaşla yoğunlaşmıştı, şiir baş ucumdaydı, dostluk ve aşk kavramlarına büyük değerler biçiyor ve fena halde sıkıntılı günler yaşıyordum. Feci şekilde ihanete uğradığımı hissediyor ve içime kapanıyordum. Ekonomik olarak hep sefildim ancak birlikte çalıştığım insanlar duygusal sefalete de sürüklüyordu beni. * Sonunda sefaletime sefalet katan işe tekmeyi vurmak cüretini gösterdim. Öfkeli, mutlu ve İzmir’e beş parasız döndüğümde tanıştım Muzaffer abi ile. Bornova Atatürk Öğrenci Yurdu’nun malzeme deposu biriminde görevliydi. Hüseyin ile tanışmasa belki yurt kütüphanesindeki kitapları okumakla yetinecek, karaladığı şiirleri ve şiir üzerine düşündüklerini kendisine saklayacaktı. Cumartesi günleri Aydın’ın yerinde toplanan hiç kimsenin şiir kitabı yoktu. Sanırım herkesin şiiri ya da yazısı da ilk önce Yaratı’da çıkmıştı. Dördüncü Yeni adlı şiir dergisini tek başına çıkaran Mehmet Sarsmaz, şiirlerini başka dergilerde yayımlamıştı belki, şimdi hatırlamam mümkün değil. Muzaffer abi bir kısmı üniversite öğrencisi bu genç şiir heveslileri ile birlikte olmaktan mutluydu. Hayat karşısındaki tecrübesizlik ile şiire adanmışlık duygusunun birer güzel örneği olan topluluk, bir yandan sağlam bir dostluk oluşturuyordu. Cumartesi günleri yetmeyince dostluk evlere de taşındı. Musa Tekin’in Balçova’daki, Ali Üşümezgezer’in Hatay’daki ve Muzaffer abinin Bornova Atatürk Mahallesindeki evine… Evliydi Muzaffer abi. Onun evinde ev yemekleri özlemimi giderirdim. İki oğlu vardı ve büyük olanın adı Özgür’dü. Diğerinin adını hatırlamıyorum. Hem aradan çok zaman geçtiği hem de Muzaffer abi ona hep Velet diye seslendiği için. * Aydın’ın yerinden ziyade özel buluşmalarda kendisinden ve hayatından söz ederdi Muzaffer abi. İzmir’e yerleşmesi, evlenmesi, memuriyeti sayesinde dingin bir hayata kavuşmuştu. Bu arada epey işe girip çıkmış, türlü badireler atlatmıştı. Çünkü Malatya’dan çıkıp İstanbul ve İzmir gibi büyük şehirlerde tutunmak kolay değildi. Bıçkın edası, tutunmak mücadelesi verdiği günlerin eseriydi. En çok şiirden mi konuştuk, hayattan........

© İlke TV