IEA, IMF, Dünya Bankası ve WTO hep birlikte panik putonuna bastı
Pek görülmüş bir şey değildir küresel ekonomiye ayar ve yön veren uluslararası kurumların bir araya gelerek ortak açıklama yayınlamaları… Ya önemli bir dönüşümü duyurma amacı vardır ya da ciddî bir krize yönelik uyarı yapma zorunluluğu… Uluslararası Enerji Ajansı (International Energy Agency-IEA), Uluslararası Para Fonu (International Monetary Fund-IMF), Dünya Bankası Grubu (World Bank Group-WB) ve Dünya Ticaret Örgütü (World Trade Organisation-WTO) başkanları, Batı Asya’daki savaşın enerji, ticaret ve ekonomi üzerindeki etkilerine, kurumlarının yanıtını en üst düzeye çıkarmak amacıyla, 28 Mayıs’ta bir araya gelip bir açıklama yayımladılar. Bu tavrı sergilemelerinde, küresel piyasaların ve hükûmetlerin olası bir enerji krizini çok hafife almalarının en önemli sebep olduğunu düşünüyorum. Zira savaşın başlamasından bu yana, IEA’nın uyarıları yeterince dikkate alınmıyor.
MESELE SADECE ENERJİ DEĞİL PEK ÇOK SEKTÖR ETKİLENECEK Açıklamayı paragraf paragraf incelemekte fayda var: “Ortadoğu’daki savaş, ülkeler ve bölgeler genelinde enerji arzı, gıda güvenliği ve ekonomik faaliyet üzerinde önemli ve oldukça asimetrik etkiler yaratıyor. Küresel ekonomi direnç göstermeye devam ediyor, ancak çatışmanın etkileri, daha yüksek yakıt ve gübre fiyatları, artan belirsizlik, iş ve geçim kaynaklarına yönelik riskler yoluyla en savunmasız ülkeleri orantısız bir şekilde etkiliyor. Birçok ülkede tarım sektöründe ekim mevsimine girilirken, daha yüksek gübre fiyatları özellikle endişe vericidir”… Önemli, çünkü hem tedarik sıkıntısına hem de döngüsel enflasyonist etkiye vurgu yapılıyor. Meselenin, salt küresel enerji piyasalarında yaşanacak arz sıkıntısının ötesinde, bir gıda krizine kadar gidebileceğine dikkat çekiliyor. Küresel ekonomideki belirsizliklerin uzun süre devam edebileceği uyarısıyla birlikte!
HEM ARZDA HEM DE TALEPTE DÖNGÜSEL BİR BUNALIM VAR İkinci paragraf doğrudan küresel enerji piyasaları ve sektörün geleceğine ilişkin: “…Hürmüz Boğazı’ndan gelen arzın büyük ölçüde azalması nedeniyle küresel petrol stokları rekor bir hızla azalıyor. Eğer nakliye akışları normale dönmezse, Kuzey Yarımküre’de yaz aylarındaki petrol talebinin zirve yapmasından önce, küresel petrol stoklarının hızla tükenmeye devam etmesi, yakıt güvenliği, piyasa koşulları ve daha geniş ekonomik dayanıklılık için artan riskler oluşturacaktır”. IEA, petrol stoklarının kırılganlığına ilişkin uyarısını sürekli tekrarlıyor. Bunun bir sebebi de savaş bugün sona erse bile, petrol üretiminin ve rafinasyonun en az iki yıl boyunca eski seviyelerine gelmesinin mümkün olamayacağı… IEA Başkanı Fatih Birol, Batı Asya’daki çatışmalar sonucunda bölgede toplam 84 enerji tesisinin zarar gördüğünü açıklamıştı. Bu tesislerden 40’tan fazlası ‘ciddi’ ve ‘çok ciddi’ düzeyde hasar aldı. Hasar gören yapılar arasında petrol sahaları, rafineriler ve LNG terminalleri gibi kritik enerji altyapıları var. Rafinerilerin ham petrol işleme kapasitelerinin 2026’nın ikinci çeyreğinde 4.5 milyon varil/gün azalarak 78.7 milyon varil/güne, 2026 yılının tamamında ise 1.6 milyon varil/gün azalarak 82.3 milyon varil/güne düşmesi bekleniyor. Bu düşüş, işletmecilerin altyapı hasarı, ihracat kısıtlamaları ve düşük hammadde bulunabilirliğiyle mücadele etmesinden kaynaklanıyor. Rafineri marjları, rekor seviyedeki orta damıtma fiyat farklarıyla destekleniyor ve tarihsel olarak yüksek seviyelerde kalmaya devam ediyor. Rafineriler krize uyum sağlıyor ve Körfez’den yapılan ürün ihracatındaki kayıpları telafi etmek için yeni ticaret hatları ortaya çıkıyor. Bu........
