Barış affetmek değil dönüştürmektir
Çatışmanın sona ermesi çoğu zaman yanlış bir soruyla tartışılıyor: “Silah bırakanlar affedilecek mi?”
Oysa modern çatışma çözümü deneyimleri bize şunu söylüyor ve öğretiyor:
Mesele, şiddetin bittiği yerde hayatın nasıl yeniden kurulacağıdır.
Dünyada bunun adı DDR modelidir: silahsızlanma, terhis ve yeniden entegrasyon.
Yani silahlar bırakılır, silahlı yapı feshedilir. Sonra silah bırakanlar, tüm yurttaşlar gibi toplumsal hayata katılır, siyaset yapar, sözünü demokratik kanallardan söyler.
Bu süreç bir bağışlama değildir. Bir cezasızlık tartışması hiç değildir.
Bunun adı çatışmayı ve şiddeti sona erdirmektir.
DDR’nin amacı geçmişi örtmek değil, gelecekte yeniden silaha dönüşü imkansız hale getirmektir.
Çünkü kalıcı barış, silahlı çatışmayı ortaya çıkaran siyasal ve toplumsal koşulların ortadan kaldırılmasıyla mümkündür.
Mesele birilerini o yakışıksız ifadeyle “topluma geri kazandırmak” değil, zaten bu toplumun parçası olan insanların eşit ve özgür yurttaşlık temelinde ortak hayatın içinde yer almasını sağlamaktır.
Silah bırakma meselesini bireysel bir “eve dönüş” çağrısına indirgemek, çatışmanın siyasal niteliğini görmezden gelmektir.
Silahı bırakan insanlar yalnızca bireysel tercihler yapmış kişiler değildir, belirli bir tarihsel ve siyasal sorunun içinden çıkmışlardır.
Bu nedenle çatışma çözümü terminolojisinin kavramlarıyla söylersem; negatif barış sürecinin tamamlanması teslimiyet diliyle değil, sonrasında nasıl bir demokratik alanın kurulacağının güvenceye alınmasıyla mümkündür.
Düşünce, ifade ve örgütlenme özgürlüğünün gerçekten sağlandığı, demokratik siyasetin kriminalize edilmediği; sorunların siyaset........
