menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Söylemediğini Öcalan’a, mezhepçiliği Kürtlere yüklemeyin

3 0
yesterday

Cumhuriyet gazetesi manşet yapıyor: Öcalan’ın Alevilere yönelik söylemi.

Öyleyse önce Öcalan’ın ne söylediğine bakalım:

“Yavuz, Kürt mirlikleri ile nasıl Ortadoğu’yu kazandıysa öyle kazanılacak.”

Yavuz Sultan Selim-İdris-i Bitlisi ittifakına yapılan bu gönderme tarihsel ve siyasal bir ittifak değerlendirmesidir. Cümlenin içinde Aleviler yoktur; Alevilere yönelik bir tehdit, dışlama ya da mezhepçi bir mesaj da yoktur. Alevilere ilişkin anlam, cümlenin kendisinden değil, sonradan ona yüklenen yorumdan çıkarılmaktadır.

Öcalan’ın söylemediği bir anlamı üretip sonra o anlam üzerinden Kürt hareketini mezhepçilikle suçlamak fikir özgürlüğü değil, ayıptır. DEM’in yaptığı açıklama da bu nedenle isabetlidir.

Yavuz Sultan Selim isminin Alevilerde yarattığı tarihsel travmayı çok iyi anlıyorum ve hak veriyorum. Bu hafızayı küçümsemek mümkün değildir. Tam da bu nedenle böylesine ağır bir tarihsel hafıza bugünün siyasi hesaplaşmalarında araçsallaştırılmamalıdır.

Ama tarihsel hafızadan söz edeceksek onu seçerek hatırlayamayız. Yavuz Sultan Selim’i ve Alevilerin yüzyıllardır taşıdığı travmayı konuşalım, Dersim’i de konuşalım. Seküler Cumhuriyetin Dersim Alevilerinin tarihinde bıraktığı travmayı nasıl izah edeceğiz?

Üstelik Cumhuriyetin asli kurucu partisi CHP ile Aleviler arasında bugün de devam eden güçlü siyasal bağın kendisi, üzerinde düşünülmesi gereken tarihsel bir paradokstur.

Yavuz’un Aleviye yaptığını hatırlayıp Dersim Alevisinin başına geleni unutursanız, hafızayı savunmuş olmazsınız; hafızayı siyasetinize göre seçmiş olursunuz.

Cumhuriyet gazetesinin Dersim konusunda kendi geçmişini görmek için uzağa bakmasına da gerek yok. Arşiviniz orada, açın. Dersim’i hangi dille anlattığınıza, devletin şiddetini hangi dille meşrulaştırdığınıza bakın ve önce kendi tarihinizle yüzleşin.

Başkasının tarihsel hafızasını bugünün siyasetine karşı kullanmadan önce, kendi hafızanızın karanlık sayfalarını açma cesaretini gösterin. Çünkü hafıza yalnız başkasına tutulacak bir projektör değildir. Yüzleşme talep eden, önce kendi arşiviyle yüzleşebilmelidir.

Cumhuriyet’in asli öznesi olan Türklere de maalesef yüz yıldır doğrular anlatılmadı.

Toplumun hassas sinir uçlarıyla oynandı. Kürde başka, Aleviye başka, dindara başka, sekülere başka bir korku anlatıldı. Birbirinin gerçek hikâyesini bilmeyen toplumsal kesimler, birbirlerine öğretilen korkular üzerinden karşı karşıya getirildi.

Cumhuriyet gazetesi de benim için bu yüz yıllık siyasal ve zihinsel kodların en güçlü taşıyıcılarından biridir. Benim ‘üst akıl’ dediğim tam olarak budur.

Nitekim 2013’te aynı gazete, Sebahat Tuncel’in Öcalan’ın mesajlarının Kürtlerle Alevileri birbirinden uzaklaştırmak amacıyla manipüle edildiği yönündeki değerlendirmesini okurlarına taşıyordu.

O........

© İlke TV