Barışın zihinsel eşiği
“PKK silah bırakmayacak” diyenlerin cümlesi ilk bakışta karşı taraf hakkında yapılmış bir öngörü gibi görünür. Oysa bazen bir öngörü, öngörüyü yapanın kendi siyasal ve psikolojik sınırlarını da ele verir.
Çünkü “Onlar silah bırakmaz” cümlesinin gerisinde, farkında olunmadan başka bir cümle de bulunabilir: “Biz de onlarla başka türlü bir ilişki kurabileceğimize inanmıyoruz.”
İnsan bazen kendi korkusunu ve kendi imkânsızlık duygusunu karşısındakine yükler. Kendisinin mümkün görmediği değişimin karşı tarafta da mümkün olmadığına inanır. Böylece kendi durduğu yeri sorgulamak yerine karşı tarafın değişmeyeceğinden emin olur.
Psikoloji bize önemli bir şey söyler: İnsan yalnızca dışarıdaki gerçekten korunmaz; bazen kendi içinde kabul etmekte zorlandığı gerçekten de korunmaya çalışır. Bu yüzden yeni bir gerçeklik ortaya çıktığında ilk tepki her zaman onu anlamak değildir. Bazen inkâr etmek, küçümsemek ya da eski kalıpların içine geri yerleştirmektir.
Siyasal değişim dönemlerinde bu daha görünür hâle gelir.
Çünkü uzun çatışmalar yalnızca siyasi kurumlar üretmez; alışkanlıklar, kimlikler, korkular ve düşman imgeleri de üretir. On yıllarca karşısındakini yalnızca tehdit olarak tanımlamış bir zihinden, bir sabah uyandığında onu konuşulabilecek bir muhatap olarak görmesini bekleyemezsiniz.
Henri Tajfel’in sosyal kimlik çalışmalarının gösterdiği gibi, insanlar kendilerini yalnızca “biz kimiz?” sorusuyla değil, zaman zaman “onlar kim?” sorusuyla da tanımlar. Dolayısıyla yıllarca kurulmuş bir “biz ve onlar” düzeni çözülmeye başladığında yalnızca siyasi bir........
