menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Mitosların anlattığı

36 0
17.06.2026

Bazen olanı biteni anlamaya çalışmak, düşünen herkesi yorduğu gibi umutsuzluğu da sürekler. Çünkü yanan dünyanın bir yerlerinde umuda, özgürlüğü dair hep gizlenen bir şeyler aranır.

Öyle ki, mitler ve efsaneler çağındayız sanki. Pandora kutusuna gizlenmiş, son kırıntı olarak kalan umut bugün de bizimle ve zorbalarla mücadelede en büyük cesaret kaynağımız. Tanrılar çağında değiliz elbet.

Ancak mitlerin tanımladığı her şeyin daha korkuncu yaşanıyor. Yeri, göğü dizayn eden tanrılar Olimpos dağında fanilerin sıradanlığına üzülüyorlar.

Bizim adına tarih dediğimiz şeyin bize öğrettiği aslında mitosların anlattığı şeyler. İnsan ayağa kalktığından beri bir şeyler var. Yoksa Habil ile Kabil’den başlayıp Prometheus’u bugüne getiremeyiz. İlk kavga, ateş, direniş ve yaşamın döngüsü…

Tümü de mitolojiden gelen anlatılar. Tarih aktarıcıları, Altın Çağ, Gümüş Çağ, Bronz Çağ, Demir Çağ diye aktarırlar. İnsanlık adına en komünal çağdır Altın Çağ.

Sonra insanın insana kurduğu tuzak ve çıkar ilişkileriyle bozulur. İşte o bozulma bugüne kadar devam eden ve bir türlü düzelmeyen ve büyük isyanları yaratan direnişlerin başlangıcıdır.

Anlatmak istediğim tam olarak şu: Mitoloji dediğimiz şey tanrılardan çok insanları korkutmak ve onları cezalandırmak için yaratılan anlatılardır.

Evet, tanrılar hep bir yerlerde, ancak tanrıların savaşı kendi aralarında olduğu kadar, ölümlü olan insanları hizaya getirmek ve onları korkuyla tutsak etmek içindi.

Bir de tersi var. Onları korumak ve yaşamlarını iyi hale getirmek için onlardan yana olup, en ağır cezaları çekenler. Prometheus dedim ya. Tanrılardan ateşi çalıp insanlığa armağan eden. Korku burada başlıyor.

İtaat etmezsen cezalandırılırsın. Prometheus, Zeus’un........

© İlke TV