Sanat, ölümün cümlesini yarım bıraktı, güle güle Kadir İnanır
Kadir İnanır öldü ve onun deyimiyle her evde bir cenaze var şimdi; herkesin bir yakınını kaybetmiş gibi canı yanıyor. Sevildiğini, sayıldığını bilmek böyle bir şeydir.
Bazen onun sesiyle racon kestik: “Ben bu oyunu bozarım.” Bazen repliklerini ezberledik: “Len!” Okuduğu şiirleri lise defterlerimize yazdık: “Gülüm seni alır yüce dağ başına kaçarım, yüce dağ başında çadır açarım…”
Yeni yıllarda Türkanlı, Kadirli kartpostalları sevdiklerimize gönderdik. Sonra aynalar bize onunla bir şeyler anlattı. Selvi Boylum Al Yazmalım’ın ayna sahnesini kim bilir kaç kez izledik. Kadir’in gelişi, Ahmet Mekin’in aynadan Türkan Şoray’a bakışı, sessiz iç konuşması… Kim kopmadı ki o sahnede? Hayatımızın bir yerinde aynı duyguyu yaşadığımızda yine o filme döndük. Bir de Dila Hanım’da vuruluşu vardır; oyunculuğun ötesine geçen bir sahne…
Kadir İnanır hakkında çok yazdım. Ama bugün yazmak istediğim, İnanır ve Kürt meselesidir.
İnanır’ın Kürt meselesiyle kurduğu ilişki yalnızca çözüm sürecinde yaptığı açıklamalardan ibaret değildir. Onun sinemasına geriye dönüp bakıldığında devletle toplum arasındaki gerilim, taşranın adalet arayışı, ağalık, sınır hayatı, yoksulluk ve hapishane temalarının yıllar boyunca tekrarlandığı görülür. Bu nedenle 2013 sonrasında söyledikleri, bir anda ortaya çıkmış siyasal tutumlar değil; yıllardır oynadığı karakterlerin taşıdığı toplumsal hafızanın doğal uzantısıdır.İlk Çözüm Süreci’nde aktif rol aldı.
Kürt meselesinin güvenlik politikalarıyla çözülemeyeceğini, Türkiye’nin demokratikleşmesiyle birlikte ele alınması gerektiğini söyledi. Farklı kimliklerin eşit yurttaşlık temelinde tanınmasını savundu. Şiddete karşı olduğunu, kalıcı barışın ancak diyalog ve demokratik siyasetle mümkün olacağını dile getirdi.
Bu sözleri nedeniyle hem destek gördü hem de sert eleştiriler aldı. Destekleyenler onu barış çağrısı yapan bir sanatçı olarak gördü; eleştirenler ise açıklamalarını siyasi açıdan tartışmalı buldu. 2013’te Öcalan hakkında sorulan bir soruya, “Öcalan bana göre bir Apo. Benim İsyan filmimdeki Apo” cevabını verdi. Ardından filmdeki Apo karakterinin feodal baskıya karşı çıkan, özgürlük arayan bir genç olduğunu anlattı; filmin çekildiği dönemde Öcalan’ın henüz kamuoyunda tanınmadığını hatırlattı. Filmdeki Apo da baskılar karşısında dağa çıkan bir karakterdi.
Aynı söyleşide, PKK’den söz etti, “Bugün ne PKK ne Öcalan ne de Kürt halkı........
