Newroz
Size; ışıksız, karanlık bir gecede, şafağa ereceğiniz umudunu verdim. Ki sonsuza kadar sürecek sanılıyordu o karanlık.
Ben size, boydan boya kar kaplamış bir iklimde, umuda selam duran bir berfin gibi, baharın yakın olduğu müjdesini verdim. Talan edilmiş bir coğrafyanın, yasaklanmış dilinin, yasaklanmış isminin şifresini verdim.
Ben, size; yüzlerce yıllık korkularınızla yüzleşmenin cesaretini verdim.
Yalçın dağların, serin zozanların kucağında, sizden, sizin olan bir ülkenin bağrına sığınarak, yine ve yeniden direnerek, ayağa kalkmanın onurunu verdim.
Karanlık bir hücrede, Zagros’larda, Cudi’de, Gabar’da küllenmiş ocaklarda; yanmaya hazır Newroz ateşlerini tutuşturacak kıvılcımı verdim. Kava sürtünen kibrit çöpünün çıtırtısında, unuttuğunuz stranların ezgisini, yitirdiğiniz şiirlerin ilk dizesini, kurulmamış govendlerin ilk adımını verdim size.
Tutuşan bedenimle, ateşte dövülerek şekillenen demirin, insanlığa sunduğu bilinci verdim. Ölüme inat, yaşam çığlığımdır ki bugün meydanlarda kadınların zılgıtlarıyla yankılanmakta. Özgürlüğe yürüyen çocukların ayak sesleriyle çınlamakta sokakları ülkemin. Ben size sesimi verdim.
Yok sayılmış, yokluğa mahkûm edilmiş bir halkın, dağlarından, köylerinden, şehirlerinden yükselen bir başkaldırının........
