menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Çocukları öldürmek

34 0
22.04.2026

Çocuklarımızı öldürüp, bedenlerini bulunamaz dehlizlere sakladığımız ve henüz öldürmediğimiz çocuklarımızın da birbirlerini öldürmeye başladıkları bu cehennemde, çocuk ruhunu ve çocuk olma halini çok karşıt bakış açılarından anlatan iki kitabı hatırladım: Salinger’in; Çavdar Tarlasında Çocuklar ve Golding’in; Sineklerin Tanrısı hikâyelerini.

Dünya edebiyatının kült anlatılarından olan bu iki kitap, bize iki karşıt uçtan çocukların dünyasını anlatmaya çalışır. Çavdar Tarlasında Çocuklar; çocuk saflığının ve samimiyetinin şiiridir bir bakıma. Çocukluğu korunması gereken bir masumiyet alanı olarak resmeder. Romanın ana kahramanı Holden’in trajedisi, çocukluğu korumak istemesi değil, bunun imkansızlığının farkına varmasıdır. Çünkü çocuklar yetişkinliğin çukuruna düşecektir, bu bir anlamda insanlığın kendine yabancılaşmasıdır. 

Salinger, bizim içten içe bildiğimiz ama kabullenemediğimiz yerden anlatır hikâyeyi: İnsanın doğuştan masum olarak doğduğu ve toplumsal düzenin içinde o saflığını kaybettiği gerçeğini. İnanmak istemeyiz çünkü, bizi teslim alan bu karanlıkla yüzleşmek mecburiyetinde kalmaktan korkarız. Ve bunun için mücadele etmek gerekliliğinden. Salinger, bize, bizim riyakarlığımızın içerisinde, duymak istemediğimiz hikâyeyi anlatan kişidir. Ama biz yine de bu hikâyeyi naif bir anlatı olarak daha çok benimsemiş gibi görünürüz.

Golding, doğuştan masumiyet fikrini reddeder Sineklerin Tanrısı’nda. Golding’e göre, çocukluk içinde potansiyel bir karanlık barındırır. İşte bu bizim duymak istediğimiz hikâyedir. Çünkü bu hikâye, aynı zamanda, bizim tarih boyunca yapıp eylediğimiz her şeyi temize çeker bir yerde. İktidarı, kapitali, mülkiyeti, savaşı, cinayeti........

© İlke TV