Melih Gökçek’in Vasiyeti
Büyüklerimizin sohbetini hatırlarım; biri kalp ameliyatı oldu mu, hele çetrefilli bypass gibi bir ameliyat oldu mu, şifa niyetine ona "İman tahtasını yeniledin," diye teselli yapılırdı. 2024 yılında tıkalı 5 damarı için bypass ameliyatı geçiren Melih Gökçek, sosyal medyadan halen Mansur Yavaş başta olmak üzere her gün CHP'ye saydırıyor. Sorulduğunda bunu “Cihat” diye yapıyor…
Elbette ki Melih Gökçek'in sol karşıtlığı yeni değil. Daha öğrencilik yıllarında, Ankara Siyasal Bilgiler’e bağlı Basın Yayın Yüksekokulunda okurken içinde bulunduğu Millî Mücadeleci grup nedeniyle solcu gençlere epey çile çektirmiş bir isim. Hatta bu çileden, geçenlerde MHP Genel Başkanının ayar verdiği, benim siyasetin "Arap Bacı"sı diye nitelendirdiğim Bülent Arınç da nasibini almıştı. Ankara Hukuk'un başkanlık seçimlerinde Bülent Arınç'ı değil Murat Başeskioğlu'nu destekleyince, aralarında bitmez tükenmez bir kavganın işaret fişeği de bu nedenle atılmıştı. Hamamönü’nde uzun süre Hasret Kitabevi’ni açan Ülkü Ocakları eski başkanlarından Lütfü Şahsuvaroğlu’nun anlattığına göre kavga öyle bir raddeye varmış ki, “Arınç bir gün ona; Melih eskiden bizim MTTB’nin çay ocağından çay paketlerini çalar, gidip onları satardı bile demiş…”
(Ha, burada "Bana neden Arap Bacı hakkında yazı yazmıyorsunuz?" dediklerinde, ben de "Muhterem Cumhurbaşkanımıza 2013 yılında bir söz verdim, o yüzden yazmıyorum," cevabını veriyorum; yoksa Rabbim gani gani zahmet eylesin, yazacak çok şey var.)
Neyse, konumuza dönelim.
1991 seçimlerinden önce Kutsal İttifak'ın, rahmeti Rahman'a kavuşan Profesör Doktor Nevzat Yalçıntaş Hoca'nın örgütlenmesi ile hayata geçirildiği bir dönemde Refah Partisi'ne katılmasında, hatta Hamidiye Külliyesi'nin önünde yapılan törende ben de rol oynamaktaydım. Millî Mücadeleciler eskiden beri tasavvuf büyüklerine karşı oldukça mesafelidir. Hatta 1978 yılında Konya'da Mevlana Türbesi önünde yaptıkları miting ve attıkları slogan, hâlen onlar aleyhinde konuşulan bir konudur. Ancak Melih Gökçek'in yetiştiği Millî Mücadelecilerden bir farkı var; operasyonel bir kişilik ve ticaretle uğraştığı için sosyal ilişkileri, insanlarla diyalogları onu ön plana çıkarır. Nerede bir şeyh efendi, bir cemaat varsa Gökçek bacaklarını kırar, Şeyh'in yanı başına oturur. İmkansa imkan, hizmetse hizmet… Rahmetli Erbakan Hocam onun için "Cıva gibi bir mücahit..." derdi. Saatteki yelkovanı da akrebi de hızlı olduğu kadar farklı çalışır.
Ankara Milletvekili seçildikten sonra, Refah Partisi'nin neredeyse karar merciine tesir edecek kadar kendinde güç bulmuşken, Melih Gökçek'in karşılaşılan siyasi sorunlar karşısındaki pratik zekası ve sonuca odaklı çözüm yöntemi Refah Partisi'ni birçok sıkıntıdan kurtarmıştı. Bosna paraları, travesti skandalı gibi ithamlar karşısında Gökçek'in uyguladığı metot; cennetmekân Erbakan Hocamın, Müslümanların yararına bir çözüm noktasına ulaştığı için usul yönünden değil de netice yönünden tasvip ve duasını görmüştü. Ancak onun bu rijit, sınır tanımaz üslubu merhum Oğuzhan Asiltürk’ü bile rahatsız etmişti. Asiltürk’ün Erbakan’ın yerine genel başkanlığa oynadığını iddia ettiği bir dönemde yapılan il başkanları toplantısında görüşlerinden sarf-ı nazar etmiş, helallik almak için kürsüye çıkarak şöyle demişti:
— Oğuzhan Abi, Allah rızası için seni çok seviyorum…
Oğuzhan Abi atılan pası gole çevirmeyi bilmişti:
— Senin sevginden Allah’a sığınırım. Ben de Allah rızası için seni sevmiyorum.
1994 seçimlerinden sonra Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığını kazandığında, Hamidiye'deki genel merkez binasının birinci katında Erbakan Hocamın kapıda karşıladığı bir isim olmuştu. O’nu alnından öpmüş ve "İslam sancağını Hacı Bayram-ı Velî Hazretleri'nin yamacındaki Ankara Kalesi'nin burçlarına bir mücahit olarak diktin," demişti.
Sonraki zamanlarda ara sıra cennetmekân Erbakan Hocam ile Melih Gökçek'in diyaloglarına şahit oldum. Hatta Güneş gazetesinde köşe yazarı, Akşam gazetesinde parlamento muhabiri olarak çalışırken cennetmekân Erbakan Hocamla röportaj yapmak için 12 saat kapısında beklemiştim. Akşam saatlerinde odasına aldı, tam röportaja başlayacaktık ki Melih Gökçek odaya girdi. Gözü hemen bana ilişti; benim çıkmamı gözleriyle neredeyse ima ediyordu. Cennetmekân Erbakan Hocam bunu fark edince, "Fehmi bizim evladımız, yabancı değil," diye Gökçek'i uyardı. Erbakan Hoca'nın benim yanımda Gökçek'e ses tonunu yükselterek, "ASKİ Genel Müdürlüğüne Sait Erdem'i neden atamıyorsun, sana kaç kere söylemem........
