menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Anlamak mı, Acımak mı yoksa sadece yakınlık duymak mı?

8 0
12.07.2026

Sivil toplum çalışmalarında, sahada yıllarını geçirmiş herkes bilir: yardım etmek, anlamakla karıştırılan bir eylemdir. Oysa ikisi aynı şey değildir. Aralarında bir yelpaze vardır — ve bu yelpazenin neresinde durduğun, ne yaptığından çok, neyi merkeze aldığınla ilgilidir.

Nesneleştirmenin İki Hâli

Sempati, sanıldığının aksine, karşımızdakini anlamak değildir. Sempati, karşımızdakini kendi duygularımızın, kendi tepkilerimizin üzerinden değerlendirmektir. Bir yakınlık duyarız — ama bu yakınlık, kişinin kendi özünden değil, bizim ona bilinçli ya da bilinçsizce yüklediğimiz anlamdan doğar. Kişi, orada bir özne olarak değil, bizim duygu durumumuzu tetikleyen bir nesne olarak durur.

Acıma, bu eğilimin daha da yoğunlaştığı hâldir. Kendi tepkimize daha da gömülmüş bir hâl. Ama bu sadece bir yoğunluk meselesi değildir: acımada karşımızdakini aynı zamanda aciz de görürüz — kendi başına çözemeyeceği, kendi gücüyle değiştiremeyeceği bir durumun içinde. Bu, acımaya sempatiden farklı olarak bir üstünlük konumu da ekler. Sempatide karşımızdakine bir yakınlık kurarken, acımada kendi acı eşiğimizi devreye sokarız. Birine yardım ederken, onun durumu bize acı veriyorsa ve bu acıyı hissettiğimiz için harekete geçiyorsak — o kişi için aynı durum o kadar da acı verici olmayabilir — bu acımadır. Merkezde yine biz varız, o değil.

Bu çizginin bir de ayna yüzü var: antipati. Bir sebepten........

© Hürses