Komisyonun bedelini kim ödüyor?
Dijital platformların maliyeti kimin cebinden çıkıyor? Esnaf sıkışıyor, tüketici daha fazla ödüyor… Mevzuat var, düzenleme var, büyük bir teşkilat gücü var. Peki neden hâlâ kalıcı çözüm yok?
Bir yemek siparişi veriyoruz. Telefonun ekranında gördüğümüz fiyatın arkasında ise artık yalnızca yemeğin maliyeti yok.
Restoran komisyon ödüyor.
Reklam bedeli ödüyor.
Görünürlük bedeli ödüyor.
Kampanyaya katılıyor.
Ödeme sisteminin maliyetini taşıyor.
Ve bütün bu maliyetlerin bir bölümü, bir şekilde dönüp dolaşıp tüketicinin ödediği fiyata ekleniyor.
İşte bugün tartışmamız gereken mesele: Dijital platformların maliyeti kimin cebinden çıkıyor?
Daha da önemlisi; Mevzuat bu konuda ne söylüyor ve elimizdeki hukuki araçlar neden daha etkin kullanılmıyor?
MESELE SADECE KOMİSYON DEĞİL, PAZAR GÜCÜ MESELESİ
Yemek sipariş platformları şüphesiz önemli bir hizmet sunuyor.
Restoranı tüketiciyle buluşturuyor, sipariş altyapısı sağlıyor, ödeme sistemi oluşturuyor, lojistik ve kurye hizmeti sunabiliyor.
Dolayısıyla platformun gelir elde etmesi tek başına sorun değildir.
Sorun, platform ile restoran arasındaki pazarlık gücünün ne kadar dengeli olduğudur. Çünkü küçük bir restoranın tek başına milyonlarca müşteriye ulaşan bir platform karşısında pazarlık gücü ile büyük bir platformun pazarlık gücü aynı değildir.
Türkiye'de aslında bu konuda küçümsenemeyecek bir mevzuat altyapısı bulunuyor.
6563 SAYILI KANUN: PLATFORMUN GÜCÜ SINIRSIZ DEĞİL
Elektronik ticaret alanının temel kanunu 6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun'dur.
2022'de yapılan kapsamlı değişikliklerle birlikte elektronik ticaret aracı hizmet sağlayıcılarının satıcılara yönelik haksız ticari uygulamalarının önlenmesi, rekabeti bozucu uygulamaların sınırlandırılması, belirli büyüklüğe ulaşan platformların faaliyetlerinin düzenlenmesi ve pazar yerlerindeki güç yoğunlaşmasının kontrol edilmesi hedeflendi.
Bu son derece önemli. Çünkü artık mesele yalnızca “Platform restoranla ne kadar komisyon sözleşmesi yaptı?” sorusundan ibaret değil.
Hukuki soru aynı zamanda şudur:
Bu sözleşme ve uygulamalar, platformun ekonomik gücünü kullanarak restoranın ticari özgürlüğünü aşırı biçimde sınırlıyor mu?
Bu noktada 6563 sayılı Kanun'un platformlara ilişkin özel hükümleri devreye girebilir.
Dolayısıyla restoranın;
-kampanyaya zorlanması,
-ek hizmet almaya mecbur bırakılması,
-sözleşme koşullarının öngörülemez biçimde değiştirilmesi,
-belirli hizmetleri kabul etmeye zorlanması,
-platformun sahip olduğu verilerin rekabeti bozacak şekilde kullanılması
gibi konuların her biri somut olayın özelliklerine göre 6563 sayılı Kanun ve ikincil mevzuat açısından incelenebilir.
2026 DÜZENLEMESİ ÖNEMLİ BİR KIRILMA NOKTASI
Ticaret Bakanlığı'nın 13 Mart 2026 tarihli Genelgesi bu tartışmaya doğrudan müdahale etti.
Artık platform tarafından restorandan tahsil edilen bedellerin hizmet kalemleri bazında ayrıntılı olarak gösterilmesi gerekiyor.
Benzeri hizmet bedelleri.
Hepsi ayrı ayrı gösterilecek.
Dahası Siparişin alınması, restorana iletilmesi, ödeme işlemleri ve temel altyapı gibi aracılık hizmetinin asli unsurları için ayrıca ücret alınamayacağı düzenlendi.
Kampanyaya sadece katılım gerekçesiyle ayrıca bedel alınmasının da önü kesildi.
Ve belki de en önemli noktalardan biri: Kampanya, indirim, reklam ve ek hizmetlerde gönüllülük esası getirildi.
Restoran bunlara katılmaya zorlanamayacak. Katılmadığı için yaptırım uygulanamayacak. Ek hizmet için verdiği onayı geri çekebilecek.
Bu, esnaf açısından önemli bir hukuki korumadır.
ŞEFFAFLIK, TEK BAŞINA ADALET DEĞİLDİR
Şimdi kritik noktaya gelelim. Platformun restorandan yüzde 30 aldığını gizlemesi başka bir sorundur. Yüzde 30'u açıkça göstermesi başka bir durumdur.
Ama şu soru hâlâ ortadadır: Açıkça gösterilen yüksek bir komisyon makul mudur?
REKABET HUKUKU HER ZAMANKİNDEN DAHA ÖNEMLİ
4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun'un 6. maddesi, hâkim durumun kötüye kullanılmasını yasaklıyor.
Kanun; rakiplerin piyasaya girişinin zorlaştırılması, eşit durumdaki alıcılara farklı koşullar uygulanması ve hâkim durumdan kaynaklanan ekonomik avantajların rekabeti bozacak şekilde kullanılması gibi davranışları özel olarak düzenliyor.
Dolayısıyla platformların pazar gücü arttıkça Rekabet Kurumu'nun rolü de önem kazanıyor.
Burada elbette şu ayrımı yapmak gerekir:
Yüksek komisyon tek başına otomatik olarak rekabet hukuku ihlali anlamına gelmez.
Ancak yüksek komisyonun; alternatif platformların önünü kapatması, restoranın başka kanallarda faaliyet göstermesini zorlaştırması, zorunlu hizmet bağlamaları, ayrımcı uygulamalar, rakiplerin dışlanması, platformun kendi hizmetlerinin rakiplere karşı avantaj sağlaması gibi başka davranışlarla birlikte ortaya çıkması halinde konu rekabet hukuku bakımından çok daha ciddi hale gelebilir.
Nitekim Rekabet Kurumu'nun yemek sipariş platformlarıyla ilgili karar ve........
