menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İstanbul’da Yalnızlık: Kalabalıklar İçinde Tek Başına

27 0
23.02.2026

Metrobüs durağında soğuk bir sabah…

Herkes aynı yöne bakıyor ama kimse birbirine bakmıyor.

Bir kadın kulaklığını düzeltip telefon ekranına eğiliyor. Yanındaki adam kahvesinden son yudumu alıyor. Bir öğrenci çantasını göğsüne bastırmış, kalabalığın itişine karşı dengesini korumaya çalışıyor.

Metrobüs yanaşıyor; kapılar açılıyor; yüzlerce insan tek bir gövde gibi içeri akıyor.

Omuz omuza. Nefes nefese. Ama birbirine değmeden.

Bir İstanbul sabahında her zaman yaşanan görüntülerin bir benzerine daha tanık oluyoruz...

Köprülerde trafik, vapurlarda çay kokusu, turnikelerde kart sesleri…

Şehir milyonlarca insanı aynı anda harekete geçiriyor…

Aynı saatte evden çıkan, aynı durakta bekleyen, aynı asansöre binen insanlar vardır. Fakat bu eşzamanlılık, beraberlik değildir.

Metrobüste göz göze gelmemek için başlar daha da eğilir. Birinin telefonu çalar, herkes duyacak kadar yakındır; ama kimse duymamış gibi yapar.

Bir durak sonra biri iner, yerine başkası biner. Hayatlar yer değiştirir, hikâyeler kesişir, ama temas gerçekleşmez.

Bir zamanlar bu şehirde mahalle yaşamı vardı. Kapı önünde başlayan sohbetler akşam ezanına kadar sürerdi. Şimdi güvenlikli sitelerde kapılar otomatik kapanıyor. Asansörde geçen otuz saniye, günün en uzun sessizliği oluyor. Yan yana yaşayıp birbirine yabancı kalmak, büyük şehrin en görünmez alışkanlığına dönüşüyor.

Dijital dünya bu yalnızlığı hem........

© Hürses