‘Atmosferin pasaportu yok, sel ülke seçip ayırmıyor’
Dünya bir yanda bölgesel savaşlar, ekonomik krizler, aşırı silahlanma ve çılgın tüketimle boğuşurken bir yandan da tahrip ettiği doğanın öfkesiyle karşı karşıya. Neredeyse coğrafyaları değiştirecek sel ve deprem felaketleri yaşanıyor. Artık en gelişmiş ülkeler bile bu felaketlerle baş edemiyor. Çünkü yanlış sanayileşme ve şehirleşmeyle dünya çok kirletildi ve dengesi bozuldu. Küresel iklim değişikliği denen şey tam da bu... Önceki gün birkaç saat içinde İstanbul'un nasıl yaşanmaz hâle geldiğini gördük. İstanbul zaten plansız büyüyen, depreme uygun olmayan yapılara sahip bir şehir. Şehrin altyapısı bırakın aşırı yağmuru, normalini bile taşımayı yetmiyor. Bu gerçeğe rağmen dere yataklarında fabrikalar, heyelan ve deprem riski yüksek bölgelerde ise hâlâ rezidanslar yükseliyor. Oysa bırakın tek tek şehirleri artık dünya SOS veriyor. Bir süredir COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, BM'ye kadar gitti ve ısrarla şu çağrıyı yineledi: "Dünya iklime dirençli şehirler kurmalı..." Hatta önümüzdeki aylarda Antalya'da yapılacak COP31 Zirvesi'nin temasını da dünyanın bu acil ihtiyacı üzerine kurdu:........
