menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İdari Yaptırımlarda “Kanunilik” İlkesi ve Kanunilik Güvencesi

27 0
29.06.2026

“Suçta ve cezada kanunilik” ilkesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi (İHAS) m.7 ile Anayasa m.38’de düzenlenmiştir. Bu ilke; kişileri, devletin cezalandırma yetkisini keyfi şekilde kullanmasına karşı koruyan, modern Ceza Hukukunun ve İnsan Hakları Hukukunun temel güvencelerinden biridir.

Bilindiği gibi; insan hakları yargılamasında “suç”, “suç isnadı”, “ceza”, “mahkumiyet” gibi kavramlar Ceza Hukukundaki klasik karşılıklarından farklı, “özerk” bir şekilde yorumlanmaktadır. Nitekim AYM’nin bireysel başvurular kapsamında geliştirdiği yerleşik içtihada göre; bir yaptırımın Ceza Hukuku yaptırımı olarak düzenlenmemiş olması veya geleneksel ceza yargılamasının konusu teşkil etmemesi, sözkonusu yaptırımın anayasal anlamda ceza niteliği taşıyıp taşımadığının belirlenmesinde tek ölçüt değildir. İç hukuktaki nitelendirmenin yanında, fiilin niteliği ve yaptırımın ağırlığı veya muhatabı üzerindeki etkileri de bu belirlemede dikkate alınmaktadır. Bu çerçevede; idari yaptırımlar (kabahatler/sosyal düzene aykırılıklar), cezanın üst sınırı, niteliği ve miktarının yanı sıra, kişi üzerinde meydana getirdiği etkiler ile sonuçlarının ciddiyeti ve ağırlığı dikkate alınarak anayasal anlamda yapılan özerk değerlendirme sonucunda ceza olarak nitelendirilebilmektedir.

Diğer yandan, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun “Kanunilik ilkesi” başlıklı 4. maddesi; hangi fiillerin kabahat oluşturduğunun kanunda açıkça tanımlanabileceğini, bununla birlikte “kanunun kapsam ve koşulları bakımından belirlediği çerçeve hükmün içeriği(nin), idarenin genel ve düzenleyici işlemleriyle de” doldurulabileceğini öngörmektedir. Görüldüğü üzere; kabahatler sözkonusu olduğunda, “kanunilik” ilkesi daha esnek bir şekilde uygulanabilmekte, ancak her koşulda kabahat oluşturan fiillerin kapsamına ve koşullarına ilişkin çerçevenin kanunla oluşturulması gerekmektedir.

II. AYM Genel Kurulu’nun 24/2/2026 Tarihli Kararı

AYM Genel Kurulu, 24/6/2026 tarih ve 33290 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Ligero Tekstil Gıda Sanayi ve Dış Ticaret Ltd. Şti. kararında bu hususları ele almış ve başvurucu şirkete uygulanan idari yaptırımın dayandığı fiillerin kanun yerine yönetmelikle belirlenmesi nedeniyle “suçta ve cezada kanunilik” ilkesinin ihlal edildiğine hükmetmiştir (B. No: 2022/6576, 24/2/2026).

Başvuruya konu olayda; yetkili denetim görevlilerince, D2 yetki belgesine sahip bir taşımacılık şirketine ait aracın, yetki belgesi kapsamı dışında yolcu taşımacılığı yaptığı tespit edilmiş, buna bağlı olarak şirkete idari para cezası ile birlikte elli uyarma cezası verilmiştir. Öte yandan, şirketin bir takvim yılı içinde aynı ihlal nedeniyle beş kez uyarı cezası aldığı gerekçesiyle de aracın D2 yetki belgesi iptal edilmiştir. Başvurucu şirketin idare mahkemesi nezdinde açtığı iptal davası reddedilmiş olup, bu karara karşı yaptığı istinaf başvurusu da kesin olarak reddedilmiştir. Olayda; başvurucu şirkete uygulanan işlemin hukuki dayanağı, ihlal tespit tutanağı ile idari yaptırım tutanağında Karayolu Taşıma Yönetmeliği m.30/4 olarak gösterilmiştir[1]. Başvurucunun AYM’ye sunduğu şikayetin özü; taşımacılık belgesinin geri alınmasına ilişkin yaptırımın, kanuni dayanağının bulunmaksızın yönetmelik ile düzenlenmiş olmasıdır.

Esasa dair incelemesinde AYM; norm denetimi kararlarına atıfla, “idari suçlara ilişkin normlarda ‘suçta ve cezada kanunilik’ ilkesinin daha esnek uygulanabileceğini”, temel hak ve özgürlüklere getirilen sınırlamanın kapsamının, amacının ve esaslarının kanunla belirlenmesinden sonra, ayrıntıların düzenleyici işlemlerle gösterilmesinin “kanunilik” ilkesine aykırılık teşkil etmeyeceğini, buna karşın yargı organlarının, kabahate ilişkin olguları değerlendirirken ve özellikle fiillerin bir kabahat oluşturup oluşturmadığını tespit ederken, “suçta ve cezada kanunilik” ilkesini işlevsiz kılacak ölçüde öngörülemez bir yorumdan kaçınmaları gerektiğini belirtmiştir (§ 57-58).

Bu ilkeler ışığında somut vakayı değerlendiren AYM; 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu m.26’da, yetki belgesi kapsamına uygun olmayan faaliyetlerde bulunanlara idari para cezası verileceğinin açıkça belirtildiğini, buna karşın m.34’de, taşıma belgelerinin geçerlilik süreleri, geri alınması ve uygulanacak idari müeyyidelerin sonradan........

© Hukuki Haber