menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

BOŞANMA DAVASI DEVAM EDERKEN SADAKAT YÜKÜMLÜLÜĞÜ, USULÎ YÖNTEM VE HUKUKİ SONUÇLAR

15 0
02.03.2026

1. Giriş ve Hukuki Dayanak

1.1. Sadakat yükümlülüğünün niteliği

Sadakat yükümlülüğü, evlilik birliğinin temelini oluşturan kişisel yükümlülüklerdendir. Öğreti ve yargısal yaklaşımda sadakat; yalnızca cinsel sadakati değil, eşler arasındaki güven ilişkisini zedeleyen, üçüncü kişilerle duygusal/fiilî yakınlaşma biçimlerini ve evlilik birliğini küçük düşürücü yaşam tarzını da kapsayabilen geniş bir çerçevede ele alınır.

1.2. Boşanma davası açılınca sadakat yükümlülüğü biter mi?

Maddi hukuk açısından genel kabul şudur: Boşanma davasının açılması evliliği sona erdirmez. Evlilik birliği, kural olarak boşanma kararının kesinleşmesine kadar sürer. Bu nedenle sadakat yükümlülüğü de (maddi hukuk düzleminde) “dava açıldı” diye otomatik olarak ortadan kalkmaz.

Bu noktada kritik ayrım şudur: Sadakat yükümlülüğü sürüyorsa, dava devam ederken gerçekleştirilen sadakatsizlik eylemi “hukuka aykırı/ kusurlu” bir davranış olarak nitelendirilebilir. Bu yeni davranışın hangi davada, hangi usul aracılığıyla ileri sürüleceği ayrıca değerlendirilmelidir. Zira usul hukuku, “yeni vakıaların” eldeki davaya katılmasını sınırlayabilir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi kararlarında sıklıkla vurgulanan “Her dava açıldığı tarihteki şartlara tabidir” ilkesi de tam burada devreye girer.

2. Dava Sırasındaki Sadakatsizliğin Hukuki Niteliği: Mevcut Davada Kusur Sayılır mı?

2.1. “Açıldığı tarihteki şartlara tabi olma” ilkesi

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin çok sayıda kararında, dava tarihinden sonra gerçekleşen sadakatsizlik dahil olayların eldeki davada kusur belirlemesinde ve boşanma hükmünde doğrudan esas alınamayacağı, bunun ancak yeni bir dava konusu yapılabileceği belirtilmektedir.

Bu yaklaşımın özeti: Elde bulunan davada tarafların kusuru ve boşanma sebebinin varlığı, dava dilekçesindeki vakıalar ve dava tarihine kadar gerçekleşmiş olgular üzerinden kurulur. Dava devam ederken ortaya çıkan yeni sadakatsizlik eylemi, “maddi hukukça kusur” olsa bile, “usul hukuku” bakımından başka bir dava konusu olabilir.

Davacı-karşı davalının açtığı boşanma davası, davalı karşı davacının sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığı gerekçesi ile kabul edilmiştir Ne var ki mahkemece davalı karşı davacıya kusur olarak isnat edilen sadakatsizlik eylemi dava açılmasından sonra meydana gelmiştir Her dava açıldığı tarihteki şartlara tabidir Davadan sonra oluşan vakıalar görülmekte olan boşanma davasında hükme esas alınamaz, ancak yeni bir dava konusu yapılır ve ispat edilirse birleştirilerek görülecek yeni boşanma davasında bu sebeple boşanma kararı verilebilir. (2. Hukuk Dairesi 2015/1895 E. , 2015/15882 K.)

“Savunma yoluyla ileri sürülebilir” yaklaşımı

Buna karşılık uygulamada, bazı karar metinlerinde, dava açıldıktan sonra meydana gelen sadakat ihlalinin ayrı dava açılmaksızın savunma yoluyla ileri sürülebileceği yönünde görüşler de görülmüştür.

Bu durumun sonucu olarak açılan bir boşanma davasında; davanın açılmasından sonra meydana gelmiş olsa bile eşin sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışta bulunduğu hususu güçlü delillerle desteklenmesi halinde ayrı bir dava açılması gerekmeksizin savunma yoluyla bu yeni durumun ileri sürülmesi mümkündür Davalı koca, davacı kadının sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışını nüfus kaydı ve mahkeme ilamlarıyla delillendirilip, yukarıda açıklanan şekilde bu durumu ileri sürdüğüne göre; mahkemece gerçekleşen bu durumun davanın açılmasından sonra meydana geldiği gerekçesiyle, boşanma hükmü, kusur belirlemesi ve boşanmanın fer’i niteliğindeki talepler bakımından göz önüne alınmaması doğru olmamıştır. (2. Hukuk Dairesi 2011/8624 E. , 2012/5010 K.)

Bu karar, yerleşik “yeni dava gerekir” çizgisiyle gerilim içindedir. Dolayısıyla uygulamada “en güvenli yol” tartışmasında, bu tip istisnai kararların varlığına rağmen hak kaybı riskini minimize edecek strateji tercih edilir.

3. Usul Hukuku Açısından Değerlendirme

Bu başlık altında iki temel mesele vardır: (i) yeni vakıa ve iddia-savunmanın genişletilmesi, (ii) ıslah ile yeni vakıa eklenip eklenemeyeceği.

3.1. Dava açıldıktan sonra meydana gelen vakıalar “ıslah” ile mevcut davaya dahil edilebilir mi?

HMK m. 176 ıslah kurumunu tanır; HMK m. 141/2 de iddia-savunmanın genişletilmesi yasağında ıslahı saklı tutar. Ancak boşanma davalarında asıl tartışma........

© Hukuki Haber