menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

OTUZ İKİ ŞİŞE KAÇAK İÇKİ, SEKİZ KARŞI OY: CEZA GENEL KURULU'NDAN ÖNLEME ARAMASI İLE ADLİ ARAMA ARASINDA TARTIŞMALI SINIR

27 0
07.09.2026

İhbar telefonu saat 21.20'yi gösteriyor. Manavgat'ta bir mahallede, plakası tutanağa yıldızlarla geçirilmiş bir araçta kaçak içki satıldığı söyleniyor. Jandarma ekibi olay yerine gittiğinde araç zaten park hâlde; içindeki kimse yok, sürücü aracın yanında duruyor. Görevliler bagajı "kabaca" kontrol ediyor, üstü açık bir kutunun içinde rakı şişeleri görülüyor. O andan itibaren dosya, sıradan bir kaçakçılık soruşturmasından çıkıp Yargıtay Ceza Genel Kurulunun önüne kadar gidecek bir tartışmaya dönüşüyor: kolluk, elindeki genel bir "önleme araması" izniyle mi hareket etmişti, yoksa somut bir ihbar üzerine yeni bir "adli arama" kararı mı alması gerekiyordu?

Sanığın savunması ise dosyaya beklenmedik bir sivil renk katıyor: içkileri yeğeninin sünnet düğününde misafirlere ikram etmek için aldığını söylüyor. Ceza Genel Kurulu bu savunmayı hiç tartışmıyor, doğrudan arama işleminin hukuka uygunluğuna odaklanıyor. Odaklandığı yer öyle tartışmalı çıkıyor ki, sonunda çoğunluk sekiz üyelik bir azınlığı karşısında buluyor.

II. Olayın Seyri: İki Kez Bozulan Beraat

Manavgat 1. Asliye Ceza Mahkemesi, sanığı kaçak eşyayı bu özelliğini bilerek ticari amaçla bulundurma suçundan 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun 3/18. maddesi ile TCK'nın 62, 52/2, 53, 58 ve 54. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 80 TL adli para cezasına mahkûm ediyor.

Sanığın istinaf başvurusunu inceleyen Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesi ise farklı düşünüyor: mahkûmiyet hükmünü kaldırıp sanığı CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca beraat ettiriyor, kaçak eşyanın ise 5607 sayılı Kanun'un 13/1. maddesi yollamasıyla TCK'nın 54/4. maddesine göre müsaderesine karar veriyor. Katılan vekilinin temyizi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 7. Ceza Dairesi, arama işleminin "Cumhuriyet savcısının talimatı ve usulüne uygun önleme araması kararı gereğince" yapıldığını, ele geçirilen içkilerin hukuka uygun delil sayılması gerektiğini belirterek beraat kararını bozuyor.

Bölge Adliye Mahkemesi bu kez bozmaya direniyor. Gerekçesi nettir: aracın uygulama noktasına kendiliğinden gelmediği, ihbar üzerine kolluğun aracın yanına gittiği, arama sırasında sanığa 1-30 Eylül 2018 tarihlerini kapsayan genel bir önleme araması izninin gösterildiği anlaşılmaktadır. Daireye göre bu tablo açıktır: "önleme araması kararına istinaden suç ihbarı üzerine sanığın aracının aranamayacağı, mahkeme veya Cumhuriyet Savcısından arama kararı alınması gerektiği, genel önleme araması kararıyla adli arama yapılmasının hukuka aykırı olduğu" tespit edilmiştir. Direnme kararı üzerine dosya, CMK'nın 307. maddesi uyarınca önce Yargıtay 7. Ceza Dairesine, oradan da Ceza Genel Kuruluna taşınıyor.

III. Uyuşmazlığın Özü: Önleme Araması Adli Aramanın Yerini Tutar mı?

Ceza Genel Kurulunun çözmesi gereken soru aslında tek cümleyle özetlenebilir: elde bir önleme araması izni varken, somut bir ihbar üzerine kolluğun bu izne dayanarak yaptığı arama, ceza muhakemesi anlamında geçerli bir "adli arama" sayılır mı?

İki kurum birbirine benziyor ama amaçları farklı. Adli arama, CMK'nın 116 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir; "yakalanabileceği veya suç delillerinin elde edilebileceği hususunda makul şüphe varsa" yapılır ve kural olarak hâkim kararına, gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Cumhuriyet savcısının yazılı emrine bağlıdır (CMK m.116/1, m.119/1). Önleme araması ise Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu'nun 9. maddesinde düzenlenmiş, henüz bir suç işlenmeden "tehlikenin veya suç işlenmesinin önlenmesi" amacıyla, sulh ceza hâkiminin kararı veya gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde mülki amirin yazılı emriyle yapılan, idari nitelikli bir tedbirdir. Kanun bu aramanın nerede yapılabileceğini de sınırlamıştır: toplantı ve gösteri alanları, umuma açık yerler ile "her türlü toplu taşıma araçlarında, seyreden taşıtlarda" önleme araması........

© Hukuki Haber