menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İKİ DAKİKALIK TARTIŞMA, ÜÇ CENAZE: CEZA GENEL KURULU'NUN MEŞRU SAVUNMADA ÇİZDİĞİ "İLK SİLAHI KİM ÇEKTİ" ÇİZGİSİ

13 0
04.09.2026

Güvenlik kamerasının saat damgasına göre 14.29'da başlayan görüntü sıradandır: bir kahvehanenin köşesinde, kırmızı bir hafif ticari aracın yanında birkaç kişi ayaküstü sohbet etmektedir. 14.31'de kalabalık on beş kişiye ulaşmış, sesler yükselmiştir. 14.31.15'te görüntüdeki adam kalabalıktan sıyrılıp beline uzanır. Kamera saatiyle tam iki dakika sonra, 14.31.40'ta sokakta üç kişi yerde hareketsiz yatmaktadır.

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10 Aralık 2025 tarihli kararına konu olay, günlük hayatın en sıradan gerilimlerinden birinin - ödenmemiş bir çay parasının - nasıl bu noktaya geldiğini değil, o iki dakikanın hangi anından itibaren kimin "meşru savunma" iddiasında haklı olduğunu tartışır. Karar, hem çoğunluk hem karşı oy gerekçesiyle, meşru savunmanın en tartışmalı köşesine ışık tutar: taraflardan biri silahla gelmişse ve çatışma önceden az çok öngörülüyorsa, karşı tarafın ateşle karşılık vermesi hâlâ meşru savunma sayılır mı?

II. OLAY: ÇAY PARASINDAN SİLAHLI ÇATIŞMAYA

Anlaşmazlık, bir mahalle kahvehanesinde başlar. Kahveciyle bir müşterisi arasında, müşterinin içtiği çayların parasını ödememesi yüzünden gerginlik vardır. Müşteri yakın zamanda cezaevinden çıkmıştır; kahveci hesabı birkaç kez sözlü olarak hatırlatmıştır. Olaydan iki gün önce, müşterinin iki erkek kardeşi kahvehaneye gelip kahveciye küfürlü sözlerle çıkışır; tanıklardan birine göre kardeşlerden biri "O artık öldü, helvasını kavurun" diyecek kadar ileri gider.

Olay sabahı gerginlik fiziksel bir hazırlığa dönüşür. Aile üyeleri - müşteri, iki kardeşi ve müşterinin yeğeni - kahvehanenin bulunduğu sokakta silahlı biçimde dolaşmaya başlar. Yakındaki bir marketin sahibine göre içlerinden biri markete girip kameraya bakarak "Birazdan burada kan gövdeyi götürecek" der; bir diğeri ise belindeki tabancaya mermi sürüp yeniden kuşanır. Bu sırada kahvehanedeki bir müşteri de dışarı çağrılıp "Bugün buralara takılma, her an mermi yiyebilirsin" diye uyarılır.

Kahveci bu hazırlıktan, olaydan iki gün önceki tehditler üzerine eşinin de bilgilendirmesiyle haberdardır. Saat 14.30 sıralarında müşteriyle ağabeyinin sokağın köşesinden döndüğünü görünce "Peşimden kimse gelmesin" diyerek kahvehaneden çıkar - kendisi de yanına aldığı tabancayla. Arkasından seslenip müşteriyi durdurur, "konuşalım" der. İki üç dakika içinde etraf on beşe yakın kişiyle dolar; tartışma çay parası üzerinden yeniden alevlenir, kalabalıktan biri kahveciye küfür eder.

Bu noktada kahveci beklenmedik şekilde davranır: elini beline atıp tabancasını çıkarır ve karşısındaki - müşterinin kardeşlerinden birini - bir metreden vurur. Sonraki saniyeler kayıtlara göre şöyle gelişir: kahveci, kendisini tutmaya çalışan ikinci kardeşi kalkan gibi kullanarak müşteriye ateş eder ve ayağından yaralar; yakınlarda duran bir kişi çapraz ateşte kalçasından vurulur; kahveci yerdeki ilk kurbanın başına tabancasını dayayıp bitişik mesafeden ikinci bir el ateş eder. Müşteri ile yeğeni, bir aracın arkasına sığınarak kahveciye karşılık verir. Kahveci vurulmasına rağmen ayakta kalıp birkaç adım daha ateş eder, sonra sırtını tutarak kendi kahvehanesine döner ve orada iç kanamadan hayatını kaybeder.

Bilançoda üç ölü vardır: kahveci ve müşterinin iki kardeşinden biri olay yerinde, diğer kardeş hastanede. Müşteri ayağından, yakınındaki bir kişi kalçasından yaralanır. Yargılama, kahveciyi vuran müşteri ile yeğenine karşı kasten öldürme suçundan açılır.

III. YARGILAMA SÜRECİ: MAHKÛMİYET, BOZMA, DİRENME

Samsun 1. Ağır Ceza Mahkemesi, iki sanığı da 15'er yıl hapisle cezalandırır; olayı meşru savunma değil, karşılıklı bir çatışma olarak değerlendirir. Sanıklar müdafileri ve katılan vekili istinaf eder, Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesi başvuruları esastan reddeder.

Dosya temyizde Yargıtay 1. Ceza Dairesinin önüne gelir. Daire, görüntü kayıtlarına dayanarak ilk haksız saldırının kahveciden geldiğini, sanıkların ise "başka türlü def etme imkânı bulunmayan" bir........

© Hukuki Haber