HAGB KARARI TAZMİNAT HÂKİMİNİ BAĞLAR MI?
HAGB KARARI TAZMİNAT HÂKİMİNİ BAĞLAR MI?
Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasının Trafik Kazası Tazminat Davalarına Etkisi: Kusur, Maddi Olgu, Zamanaşımı ve 7589 Sayılı Kanun Sonrası Görünüm
Yaralamalı bir trafik kazasının ardından iki dosya birlikte yürür: Sürücü hakkında taksirle yaralama suçundan açılan ceza davası ve zarar görenin sürücüye, işletene ya da trafik sigortacısına karşı yürüttüğü tazminat davası veya tahkim başvurusu. Ceza dosyası çoğu zaman iki yılın altında bir ceza ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararıyla sonuçlanır. Bu karar tazminat dosyasına geldiğinde taraflar onu farklı okur. Zarar gören, sürücünün kusurunun ceza mahkemesince saptandığını ileri sürer. Sigortacı, ortada kesinleşmiş bir mahkûmiyet bulunmadığını ve kusurun yeniden incelenmesi gerektiğini savunur. Sürücü ise hakkında hukuki sonuç doğuran bir hüküm olmadığını söyler.
16.07.2026 tarihli 7589 sayılı Kanun, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 231. maddesinin HAGB'ye ilişkin fıkralarını yeniden düzenlemiştir. Bu yazıda önce kurumun güncel görünümünü özetliyor, ardından HAGB kararının tazminat davasındaki etkisini dört başlıkta inceliyoruz: maddi olgunun bağlayıcılığı, ceza dosyasındaki kusur raporunun değeri, uzamış ceza zamanaşımı ve zararın giderilmesi şartı. Son bölümde, kanun yolu denetiminin genişlemesinin bu tabloyu değiştirip değiştirmediğini tartışıyoruz.
I. HAGB'NİN NİTELİĞİ VE GÜNCEL DÜZENLEME
CMK m. 231/5'e göre yargılama sonunda hükmolunan ceza iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası ise mahkeme hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verebilir. Hüküm aynı fıkraya göre, müsadereye ilişkin hükümler hariç, sanık hakkında bir hukuki sonuç doğurmaz. Karar için üç şart aranır: Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması, yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması ve suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hâle getirme veya tazmin suretiyle tamamen giderilmesi (m. 231/6). Zarar derhâl giderilemiyorsa, denetim süresince aylık taksitlerle ödenmesi koşuluyla da HAGB kararı verilebilir (m. 231/9).
Güncel metnin bu yazı bakımından önem taşıyan üç yönü vardır. Birincisi, güncel metinde sanığın HAGB'yi kabul etmesi şartına yer verilmemiştir. Önceki metinde sanığın kabul etmemesi hâlinde HAGB kararı verilemiyordu. Basit yargılama usulüne ilişkin m. 251/4'te ise sanığın yazılı olarak karşı çıkmaması kaydı varlığını korumaktadır. İkincisi, denetim süresi beş yıldır, bu süre içinde dava zamanaşımı durur ve süre yükümlülüklere uygun geçirilirse açıklanması geri bırakılan hüküm ortadan kaldırılarak davanın düşmesine karar verilir (m. 231/8, 231/10). Üçüncüsü, HAGB kararına karşı istinaf yoluna başvurulabilir ve kanun yolu incelemesi "usul ve esasa ilişkin hukuka aykırılıklar yönünden" yapılır (m. 231/12). Bu fıkra 2024 yılında 7499 sayılı Kanun'la değiştirilmiş, 7589 sayılı Kanun'la yeniden yazılmıştır.
Kurumun hukuki niteliği konusunda Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2025 tarihli kararı yol göstericidir. Kurul, Ceza Genel Kurulunun kararlarına atıfla HAGB'nin karma nitelikte bir kurum olduğunu, denetim süresinin yükümlülüklere uygun geçirilmesi hâlinde kamu davasının düşürülmesi sonucunu doğurduğunu belirtmiştir. Kurul'a göre CMK m. 223'te sınırlı olarak sayılan hüküm türleri arasında HAGB yer almadığından, bu kararlar hüküm niteliğinde değildir (Yargıtay HGK, E. 2024/166, K. 2025/396, 25.06.2025). Tazminat davasındaki bütün tartışma bu tespitten türemektedir.
II. TBK m. 74 VE MADDİ OLGUNUN BAĞLAYICILIĞI
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 74. maddesine göre hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı ve ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle ve ceza hâkiminin beraat kararıyla bağlı değildir. Ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da hukuk hâkimini bağlamaz. Hukuk Genel Kurulu aynı kararında bu bağımsızlığın sınırsız olmadığını da vurgulamıştır. Kurul'a göre ceza mahkemesinin maddi olayları ve özellikle fiilin hukuka aykırılığını saptayan kesinleşmiş kararı taraflar yönünden kesin delil niteliğindedir. Ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen aynı konu hukuk mahkemesinde yeniden tartışılamaz (HGK, E. 2024/166, K. 2025/396).
Bağlayıcılığın şartı "kesinleşmiş hüküm" olunca HAGB kararı bu şartı karşılamamaktadır. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi, sürücü hakkında TCK m. 89/1 uyarınca ceza tayin edilip HAGB kararı verilen bir kaza dosyasında, HAGB'nin kurulan hükmün sanık hakkında hukuki sonuç doğurmamasını ifade ettiğini ve kesinleşmiş mahkûmiyet niteliği taşımadığını açıkça belirtmiştir (Bursa BAM 13. HD, E. 2024/1920, K. 2025/2436, 11.12.2025; kesinleşmiş). Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi de maddi olgunun belirlenmesi bakımından HAGB kararının hukuk hâkimini bağlamadığını kabul etmiş, ancak önemli bir ekleme yapmıştır: HAGB ile sonuçlanan ceza yargılamasında elde edilen veriler hukuk mahkemesince "kanıt" olarak kullanılabilir (Antalya BAM 4. HD, E. 2024/2762, K. 2025/98, 06.03.2025).
Hukuk Genel Kurulunun önündeki olay da bu ayrımı iyi göstermektedir. Ceza mahkemesi şantiye şefini asli kusurlu bularak cezalandırmış ve hükmün açıklanmasını geri bırakmıştı. Bu karar itiraz edilmeksizin kesinleşmişti. İlk derece mahkemesi HAGB'nin bağlayıcı olmadığından hareketle aynı kişinin sorumluluğunu reddetmiş, Kurul ise direnme kararını bozmuştur. Kurul'a göre ceza dosyası ile hukuk dosyasındaki deliller birlikte değerlendirilerek kusur oranı ve aidiyeti yeniden belirlenmelidir (HGK, E. 2024/166, K. 2025/396). Kısacası HAGB kararı hukuk hâkimini bağlamaz, ama yok da sayılamaz. O dosyada toplanan deliller tartılmak zorundadır.
Bu sonuç iki yönlü........
