ARABULUCULUK SON TUTANAĞI SİGORTACIYA BAŞVURU YERİNE GEÇER Mİ?
ARABULUCULUK SON TUTANAĞI SİGORTACIYA BAŞVURU YERİNE GEÇER Mİ?
KTK m. 97'deki Yazılı Başvuru Şartının Güncel Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemesi Kararları Işığında Değerlendirilmesi
Trafik kazasından doğan bir tazminat uyuşmazlığında zarar gören, çoğu zaman tek bir davada hem kusurlu aracın sürücüsünü ve işletenini hem de zorunlu mali sorumluluk sigortacısını (ZMSS) davalı olarak göstermek ister. Sürücü ve işletene karşı açılacak davanın ticari dava sayılıp sayılmayacağı konusundaki tereddüt, uygulamada pek çok vekili dava öncesinde ihtiyaten arabulucuya başvurmaya ve sigorta şirketini de arabuluculuk görüşmesine davet etmeye yöneltmektedir. Görüşme anlaşamama ile sonuçlanıp dava açıldığında ise sigortacının ilk savunması çoğunlukla aynıdır: 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu (KTK) m. 97 uyarınca kendisine dava öncesinde yazılı başvuru yapılmamıştır, dava şartı yoktur.
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nin 29.09.2026 tarihli kararı, bu savunmayı reddederek tarafların katılımıyla düzenlenen arabuluculuk son tutanağının yazılı başvuru şartını karşıladığını kabul etmiş ve hukuk kamuoyunda ilgi görmüştür. Ne var ki bu karar tek başına yeni bir yaklaşım değildir; Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2024 yılından bu yana izlediği çizginin bir halkasıdır. Bu yazıda söz konusu içtihat çizgisi bütün olarak ele alınmakta, yaklaşımın isabeti tartışılmakta ve uygulamada dikkat edilmesi gereken sınırlar ortaya konulmaktadır.
I. KTK m. 97'DEKİ BAŞVURU ŞARTI VE AMACI
6704 sayılı Kanun ile 14.04.2016 tarihinde değiştirilen KTK m. 97'ye göre:
"Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir."
Hüküm, başvurunun yalnızca "yazılı" olmasını aramakta; belirli bir form, kanal, içerik ya da ek belge listesi öngörmemektedir. Anayasa Mahkemesi de maddenin iptali istemini reddetmiş ve başvuru şartını zarar gören bakımından ağır bir külfet saymamıştır (AYM, E. 2019/40, K. 2020/40, 17.07.2020). Yargıtay 4. Hukuk Dairesi ise şartı HMK m. 114/2 kapsamında bir dava şartı olarak nitelendirmekte ve amacını şöyle tarif etmektedir: rizikonun gerçekleştiğinden haberi olmayan sigortacıya uyuşmazlığı yargıya taşınmadan çözme imkânı vermek, böylece hem zarar görenin tazminata bir an önce kavuşmasını sağlamak hem de yargının iş yükünü azaltmak (Yargıtay 4. HD, E. 2023/12689, K. 2024/4378, 08.05.2024).
Şartın bu amaçsal tanımı, arabuluculuk tutanağı tartışmasının da anahtarıdır. Çünkü sorulması gereken soru, "başvuru adı verilen bir dilekçe sigortacıya ulaştı mı?" değil, "sigortacı, dava açılmadan önce rizikodan ve talepten yazılı olarak haberdar edilip uyuşmazlığı çözme fırsatı buldu mu?" sorusudur.
II. İÇTİHADIN GELİŞİMİ
A. Kanun yararına bozma (2024). Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, sigortacıya ayrı bir başvuru yapılmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine ilişkin kesin bir ilk derece kararını kanun yararına bozmuştur. Daire, ZMSS sigortacısına karşı açılacak davaların zorunlu arabuluculuğa tabi olmadığını belirttikten sonra, tarafların zorunlu olmamasına rağmen ihtiyari olarak arabuluculuk yoluna başvurduklarını, bu şekilde davalı sigortacının rizikonun gerçekleştiği ve kapsamı konusunda bilgi sahibi olduğunu, dolayısıyla KTK m. 97 ile amaçlanan durumun gerçekleştiğini kabul etmiştir. Aynı kararda, sürücü ve işleten yönünden herhangi bir dava şartı bulunmadığından bu davalılar bakımından her hâlde esasa girilmesi gerektiği de vurgulanmıştır (Yargıtay 4. HD, E. 2023/12689, K. 2024/4378, 08.05.2024).
B. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi (2025). Davacının sigortacıya ayrı bir dilekçe vermediği, yalnızca arabulucuya başvurarak sigortacıya davet mektubu gönderdiği ve süreç anlaşamama belgesiyle sona erdiği bir olayda ilk derece mahkemesi davayı usulden reddetmiştir. Daire, davet mektubunun gönderilmesi ve nihai anlaşmama belgesinin düzenlenmesiyle KTK m. 97'deki yazılı başvuru koşulunun gerçekleştiğini kabul ederek kararı kaldırmış ve işleten yönünden de esasa girilmesi gerektiğini belirtmiştir (İzmir BAM 11. HD, E. 2024/1736,........
