ANONİM ŞİRKETLERDE PAY SAHİBİNİN BİLGİ ALMA HAKKI VE BİLGİ ALMA DAVASI
Anonim şirketlerde pay sahipliği sıfatı, salt malvarlığına ilişkin birtakım hakların ötesinde şirketin yönetim, denetim ve karar süreçlerine katılım imkânı sağlayan bir hukuki konumu ifade eder. Pay sahibinin bu konuma uygun biçimde haklarını bilinçli şekilde kullanabilmesi ise her şeyden önce şirketin gidişatı, mali yapısı, yönetim icraatları ve geleceğe ilişkin planları hakkında doğru ve yeterli bilgiye erişebilmesine bağlıdır. İşte bu zorunluluğun hukuki yansıması, bilgi alma ve inceleme hakkı olarak karşımıza çıkmaktadır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu[1] (TTK), 6762 sayılı mülga Türk Ticaret Kanunu döneminde 363. madde ile dar kapsamlı biçimde düzenlenmiş olan bilgi alma hakkını, 437. madde ile kapsamlı, çağdaş ve pay sahibini etkin biçimde koruyan bir yapıya kavuşturmuştur. Madde gerekçesinde de açıkça vurgulandığı üzere düzenleme; kamuyu aydınlatma, kurumsal denetim ve dürüst hesap verme ilkeleriyle örtüşen bir bilgi alma ve inceleme hakkı tanımayı amaçlamaktadır[2].
Bu çalışmada, anonim şirketlerde pay sahibinin bilgi alma hakkının hukuki niteliği, kullanım aşamaları ve sınırları incelendikten sonra, hakkın ihlali halinde başvurulacak hukuki çare olan bilgi alma davasının usul hukuku boyutları ele alınacaktır. İnceleme, öğretideki temel görüşler ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin yerleşik içtihatları ışığında yürütülecektir.
1.BİLGİ ALMA HAKKININ HUKUKİ NİTELİĞİ
A. Bireysel ve Müktesep Hak Niteliği
Bilgi alma ve inceleme hakkı, doktrinde ittifakla bireysel pay sahipliği hakları arasında değerlendirilmektedir[3]. Bu hak, pay sahipliği sıfatına bağlanmış olup belirli bir sermaye oranına, pay sayısına ya da azınlık olma şartına tâbi değildir. Tek pay sahibinden çoğunluk pay sahibine kadar her ortak, paya sahip olduğu ölçüde değil, pay sahibi sıfatını taşıdığı için bu hakkı kullanabilir[4].
Hakkın daha da önemli özelliği müktesep (kazanılmış) hak niteliğidir. TTK m. 437/6 hükmü, bilgi alma ve inceleme hakkının esas sözleşmeyle veya şirket organlarından birinin kararıyla kaldırılamayacağını ve sınırlandırılamayacağını açıkça emredici bir hükümle düzenlemiştir. Düzenleme ile, özellikle çoğunluk pay sahiplerinin azınlığı bilgiden mahrum bırakarak hakimiyetlerini kötüye kullanmalarının önlenmesi amaçlanmaktadır[5].
B. Hesap Verme ve Şeffaflık İlkesi ile İlişkisi
Pay sahibinin bilgi alma hakkı, modern şirketler hukukunun şeffaflık (transparency), hesap verebilirlik (accountability) ve kurumsal yönetim (corporate governance) ilkeleriyle doğrudan bağlantılıdır. TTK m. 437/2'de yer alan, verilecek bilginin hesap verme ve dürüstlük ilkeleri bakımından özenli ve gerçeğe uygun olması gerektiği yönündeki ifade, hakkın aynı zamanda yöneticilerin ibrası ile doğrudan ilişkili olduğunu göstermektedir. Nitekim, pay sahibinin yöneticileri ibra edip etmeyeceğine sağlıklı şekilde karar verebilmesi, ancak yeterli ve doğru bilgiye sahip olmasıyla mümkündür[6].
2.BİLGİ ALMA VE İNCELEME HAKKININ KULLANIM AŞAMALARI
TTK m. 437, hakkın kullanımını üç ayrı aşamada düzenlemiştir: genel kuruldan önce, genel kurul sırasında ve genel kurul sonrasında. Genel kurul öncesi ile başlayalım.
A. Genel Kurul Öncesi: Pasif Bilgi Alma (TTK m. 437/1)
TTK m. 437/1 hükmü uyarınca, finansal tablolar, konsolide finansal tablolar, yönetim kurulunun yıllık faaliyet raporu, denetleme raporları ve yönetim kurulunun kâr dağıtım önerisi, genel kurul toplantısından en az on beş gün önce şirketin merkezinde ve şubelerinde pay sahiplerinin incelemesine hazır bulundurulur. Finansal tablolar ve konsolide tablolar, bir yıl süreyle merkezde ve şubelerde pay sahiplerinin bilgisine açık tutulmaya devam eder.
Bu aşamada hak, pay sahibinin aktif bir başvurusu olmaksızın, şirketin belirli belgeleri pay sahiplerinin erişimine sunma yükümlülüğüne dayanır. Bu nedenle öğretide bu aşama pasif bilgi alma hakkı olarak adlandırılmaktadır. Her pay sahibinin, gideri şirkete ait olmak üzere, gelir tablosu ve bilançonun bir suretini talep etme hakkı da bu fıkrada düzenlenmiştir. Bu yükümlülüğün ihlali, bilgi alma hakkının vazgeçilmez niteliği gereği genel kurul kararının butlanı sonucunu doğurur[7].
B. Genel Kurul Sırasında: Aktif Bilgi Alma (TTK m. 437/2)
TTK m. 437/2'ye göre her pay sahibi, genel kurulda yönetim kurulundan şirketin işleri ve denetçilerden denetimin yapılma şekli ve sonuçları hakkında bilgi isteyebilir. Bu fıkrada düzenlenen hak, pay sahipliği haklarının kullanılması bakımından gerekli olma şartına bağlı değildir, pay sahibinin bilgi almak istediği konunun gündemde bulunan bir oylamaya katılımıyla doğrudan ilgili olması gerekmez[8].
Bilgi alma hakkı, TTK m. 200 atfı uyarınca şirketin bağlı şirketlerini de kapsar. Hâkim şirketin her pay sahibi, bağlı şirketlerin finansal ve mal varlığıyla ilgili durumları, hesap sonuçları, hâkim ve bağlı şirketler arasındaki ilişkiler hakkında bilgi alma hakkına sahiptir. Buna ek olarak TTK m. 437/2'nin son cümlesinde önemli bir eşit işlem ilkesi yansıması düzenlenmiştir: Pay sahiplerinden birine bu sıfatı dolayısıyla genel kurul dışında bir konuda bilgi verilmişse, diğer bir pay sahibinin istemde bulunması üzerine aynı bilgi, gündemle ilgili olmasa dahi aynı kapsam ve ayrıntıda verilir ve bu hâlde yönetim kurulu, hakkın sınırlarını düzenleyen üçüncü fıkraya dayanamaz[9].
C. Genel Kurul Sonrası: İnceleme Hakkı (TTK m. 437/4)
TTK m. 437/4 uyarınca, şirketin ticari defterleri ile yazışmalarının pay sahibinin sorusunu ilgilendiren kısımlarının incelenmesi, genel kurulun açık izni veya yönetim kurulunun bu hususta alacağı karara bağlıdır. İzin alındığı takdirde, inceleme bizzat pay sahibi veya bir uzman aracılığıyla yapılabilir.
Bu aşamadaki incelemenin ön şartı, pay sahibinin genel kurul sırasında yönelttiği bir soruya cevap verilmemiş olması, talebinin reddedilmiş olması ya da tatmin edici olmayan bir cevap almış olmasıdır[10]. Aksi takdirde, sırf inceleme amacıyla şirketin defter ve yazışmalarına erişim talebinde bulunulamaz.
3.BİLGİ ALMA VE İNCELEME HAKKININ SINIRLARI
A. Şirket Sırrı ve Korunmaya Değer Şirket Menfaati
TTK m. 437/3'e göre bilgi verilmesi, yalnızca istenilen bilgi verildiği takdirde şirket sırlarının açıklanacağı veya korunması gereken diğer şirket menfaatlerinin tehlikeye girebileceği gerekçesiyle reddedilebilir. Bu sınır, hem bilgi almayı hem de inceleme hakkını kapsar.
Yönetim kurulunun, hiçbir gerekçe göstermeden, soyut ifadelerle istenen bilgilerin şirket sırrına girdiğini ileri sürerek bilgi vermeyi reddetmesi........
